Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/12/2008 gün ve 2003/420-2008/753 sayılı kararı bozan Daire’nin 15.03.2011 gün ve 2009/4379-2011/2724 sayılı kararı aleyhinde asıl ve birleşen davada davalı ... vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı ... vekili, asıl davasında müvekkilinin davalı şirketin %40 pay sahibi olduğunu, evli olduğu diğer davalının ise, %60 pay sahibi bulunduğunu, 20 yıl süre ile şirketi temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atandığını, bu davalının şirket kârlarını ödemediğini, şirketin malvarlığı ve gelirleriyle ilgili bilgi vermediğini, şirketin yaptığı inşaatlardan elde edilen geliri kendi adına banka hesabına yatırdığını, mal ve para kaçırdığını, ailenin korunması yönünde tedbir kararı alındığını, boşanma, nafaka ve tazminat davalarının açıldığını, bu davaların açılması sonrasında şirket adına olması gereken ve fakat kendi adına açtığı hesaptan faiz geliri elde etmesine birkaç gün kalmasına rağmen parayı çektiğini, şirket adına tapulu taşınmazı muvazaalı olarak ...’e devir ettiğini, yine şirket adına tapulu olması gerekirken kendi adına tescil ettirdiği bir başka taşınmazı 26.05.2003 tarihinde elinden çıkardığını, şirket gelirlerini zimmetine geçirdiğini, müdürlük görevini kötüye kullandığını, kar payı ödemediğini ileri sürerek, şimdilik 1 Milyar TL kar payının davalılardan müteselsilen tahsiline, taşınmaz satışı ve bankadan çekilen paraların davalı şirket hesabına aktarılmasına, davalı şirketin feshine, kar payının ve şirket varlıklarından hissesine düşen miktarın fesih sonucu müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/493 Esas sayılı dosyasında; İzmir-Buca 7015 ada ve 2 parselde kayıtlı ve şirkete ait olması gerekirken davalı müdür ortak ... adına tescil edilen taşınmazın, davacı ... ile Ahmet arasındaki boşanma davasında verilen 25.03.2003 tarihli tedbir kararından hemen sonra 26.03.2003 tarihinde, anılan davalı tarafından iş takipçisi samimi arkadaşı diğer davalıya çok düşük bedelle muvazaalı olarak devir edildiği, devrin davacı eşten mal kaçırmak amaçlı olduğu ileri sürülerek, tescilin iptali ile şirketteki hisseleri oranında davacı ... ve diğer ortak davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi istenmiştir.
Birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/720 Esas sayılı dosyasında; davacı ...’ın davalılardan ... ile ortak olduğu şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik davada anılan davalının şirketi tek başına temsil ve ilzam yetkisinin tedbiren kaldırıldığı, durumun kendisine tebliğ edildiğini, ancak bu davalının şirkete ait 35 DBJ plakalı aracı diğer davalıya 05.01.2004 tarihinde yetkisiz şekilde müvekkilinden mal kaçırmak kastıyla sattığı ileri sürülerek, satış sözleşmesinin iptali, aracın şirkete ait olduğunun tespiti ile trafik siciline tesciline karar verilmesi talep edilmiştir.
Birleşen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/704 Esas sayılı dosyasında; davacı şirketin ortağı olan davalı ...’ın arsa maliki sıfatıyla davacı şirket ile arsa karşılığı kat sözleşmesi imzaladığı, şirkete düşen 6 numaralı bağımsız bölümü anılan davalının kendi adına tescil ettirdiği, bu suretle şirketi zararlandırdığı ileri sürülerek, anılan taşınmazın davacı şirket adına tesciline karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı ... vekili, tüm kazanımlarının müvekkilinin kendi çalışması ve ailesinden kalan mirasa dayandığını, kendi ayrı hesabı olduğunu, muvazaa iddiasının yerinde bulunmadığını, birleşen İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/704 Esas sayılı dosyasında da; evlilik birliği devam ederken davacı şirketin diğer ortağı ...’ın 6 numaralı taşınmazı beğenmesi üzerine bu katın şirket tarafından müvekkiline fatura edildiğini, iddiaların yerinde olmadığını savunarak, davaların reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, tapuya güven ilkesinin geçerli olduğunu, davacının muvazaa iddiasını kanıtlaması gerektiğini, bedelin düşüklüğünün tek başına ispata yeterli olmayacağını, esasen davanın devir eden ...’a karşı açılmasının gerektiğini savunmuştur.
Davalı ..., davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, şirketin kâr payı dağıtımına ilişkin kararının olmadığı, esasen son 5 yıldır kâr elde edemediği, ortakların karı-koca olduğu, boşandıkları, şirketin sürekli zarar etmesi, birbirlerini sürekli suçlamaları ve şirketin devamında bir yarar olmadığı gerekçesiyle TTK’nun 551. maddesi uyarınca haklı nedenin oluştuğu; İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/493 esasında kayıtlı dava konusu taşınmazın tapusunun iptali isteminde salt satış değerinin muvazaayı ispat edemediği, başka kanıt sunulmadığı, esasen dinlenen tanıkların gerçekte daha yüksek değerden satışın yapıldığını açıkladıkları; birleşen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin konusu taşınmazın yapılan sözleşme ile mal sahibi ve ortak davalı adına tescil edileceğinin kararlaştırıldığı, hakkaniyete aykırı durumun olmadığı, sözleşmeyi davacı şirketin bizzat kendisinin yaptığı; diğer birleşen davanın konusu araç satışında davalı ...’ın satış tarihi itibariyle tek başına şirkete ait aracı satmaya yetkili olmadığı, davacı ile birlikte temsile karar verildiği, durumun Ticaret Siciline bildirildiği, satışın geçersiz olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak Mevaip Dinçsoy’un atanmasına, tasfiye payının tasfiye sonucu davacıya ödenmesine, diğer istemlerin reddine, birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/720 esas sayılı davanın kabulüne, araç satışının iptaline, şirket adına tesciline, birleşen diğer davaların reddine karar verilmiş, asıl ve birleşen dosya davacısı ... ile birleşen davada davacı Şirket kayyımı tarafından temyiz edilen karar, Dairemizin 15.03.2011 tarihli kararında yazılı gerekçelerle birleşen İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi 'nin dosyasında verilen karar onanmış, asıl dosyada verilen karar davacı ... yararına ve birleşen İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasında verilen karar davacı şirket yararına bozulmuştur. Bu kez asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı ... vekilinin tüm karar düzeltme itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dairemizin bozma ilamının 3. sayfasının 1 nolu bendinde ve sonuç bölümünün 2. satırında İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/493 olması gereken esasının maddi hata sonucu 2003/93 olarak yer aldığı anlaşıldığından anılan ibarelerin çıkarılarak yerlerine 2003/493 ibarelerinin eklenmesine, dairemiz ilamındaki maddi hatanın bu şekilde düzeltilmesine karar verilmiştir.
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin tüm karar düzeltme taleplerinin reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 15.03.2011 tarihli kararının 3.sayfanın 1. nolu bendinde ve 4. sayfasının sonuç bölümü 2. satırında yer alan 2003/93 esas sayısının çıkartılarak yerine 2003/493 esas sayısının eklenmesini, maddi hatanın bu şekilde düzeltilmesine, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 07/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.