Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/06/2009 gün ve 2008/184-2009/159 sayılı kararı bozan Daire’nin 16.06.2011 gün ve 2009/11773 - 2011/7602 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten olan alacağının teminatı olarak ortaklarından ..., ... ve ... adlarına kayıtlı iken daha sonra şirkete ayni sermaye olarak konulmasına karar verilen 6 adet taşınmaz üzerine 1.dereceden ipotek konulduğunu, alacaklarının bu taşınmazların satışı yoluyla karşılanabilme imkanı varken, şirket ortağı ve yetkilisi olan davalı maliklerce sözkonusu taşınmazların, iflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirkete, üzerlerindeki ipoteklerle yükümlü olarak İİK'nun 179/b maddesi uyarınca satışlarının önlenmesi amacıyla kötüniyetle ayni sermaye olarak konulduğunu, 14/12/2007 tarihli genel kurul toplantısında bu yönde karar oluşturulduğunu, bu kararın geçersiz ve mutlak butlanla malul olduğunu, alacaklı sıfatıyla bu konuda süreye bağlı olmaksızın dava açma hak ve yetkilerinin bulunduğunu, gerçekte bir sermaye artışı yapılmadığını, çünkü genel kurulda şirket sermayesinin TTK’nun 303. maddesine göre 9.314.464,45 YTL artırılmasına, bunun ayın olarak karşılanmasına karar verildiğini, oysa sözkonusu taşınmazların müvekkili bankaya 7.050.000,00 YTL bedelle ipotekli olduğunu, taşınmazların değerinin Denizli 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/70 Esas sayılı dosyasında alınan ekspertiz raporu ile toplam, 1.297.00,00 YTL olduğunun tesbit edildiğini, toplamda bu değerle satılmaları halinde dahi, şirket sermayesine ilave edilecek her hangi bir bakiyenin kalmayacağını, bilirkişilerin bu hususu ve taşınmazlar üzerindeki ipotekleri dikkate almayarak, Ticaret Sicil Memurluğu'nu ve alacaklıları yanılttığını, ipotekli taşınmazların ayni sermaye olarak konulmalarına yasal bir engel yoksa da, taşınmazların gerçek değerlerinin üzerindeki ipotek bedelinden daha fazla olması gerektiğini, aksi halde sermaye artışının hayali ve ayrıca emredici kurallara ve kamu düzenine aykırı olup, yokluk ve butlanla malul olduğunu, gerçek amacın şirket ortaklarına ait taşınmazların, iflas ertelenmesi ve tedbir kapsamında, satışının önlenmesi olduğunu ileri sürerek sermaye artışına dair kararın butlanla malul ve geçersizliğinin tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece davanın reddine ilişkin karar davacının temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 07.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.