1. Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın davalı ... ve Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden kabulüne, davalı ...Ş. yönünden reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı ... ve Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan demir satış sözleşmesi uyarınca düzenlenen çeklerden üç adedinin mal teslim edilmemesine rağmen diğer davalı ...Ş.’ye devredildiğini, mal teslim edilmediği için müvekkilinin davalılara borcu bulunmadığını ileri sürerek 31.05.2014,30.06.2014 ve 31.07.2014 tarihli ve her biri 20.000 TL bedelli çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar Cevabı:
5. Yapı Kredi Faktoring A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun (6361 sayılı Kanun) 9/3. maddesi uyarınca, çeke dayalı kişisel def'ilerin müvekkilinin çeki ancak kötü niyetli iktisap etmesi hâlinde ileri sürülebileceğini, müvekkili şirketin mevzuata uygun olarak dava konusu çekleri iktisap ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
6. Davalı ... ve Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisi cevap dilekçesi sunmamış, duruşmadaki beyanında; satış sözleşmesi ve tahsilat tediye makbuzundaki imzaların kendisine ait olup dava konusu çekleri ön ödeme olarak aldıklarını, ancak malların sevkini yapamadıklarını, sözleşme tarihinden sonra herhangi bir fatura düzenlenmediğini, diğer davalı ... şirketine çekleri verirken eski tarihli faturaları sunduklarını belirtmiştir.
7. Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.05.2015 tarihli ve 2014/194 E., 2015/437 K. sayılı kararı ile; davalı ...Ş. tarafından sunulan 08.12.2014 tarihli dilekçede, dava konusu çekleri davacıdan tahsil ettiklerini bildirdikleri, davalı ... ve Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisinin 31.03.2015 tarihli duruşmadaki beyanında, dava konusu çekleri, taraflar arasındaki demir satış sözleşmesindeki demir siparişi karşılığında davacıdan ön ödeme olarak aldıklarını, ancak taahhüt ettikleri demiri teslim edemediklerini, buna rağmen bu çekleri eski tarihli fatura ile diğer davalı ...Ş.'ye devrettiklerini beyan ettiği, diğer davalı şirketin faktoring şirketi olması ve 6361 sayılı Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca çeke dayalı kişisel def’ilerin faktoring şirketine karşı ileri sürülemeyeceği, faktoring şirketlerinin ancak kötü niyetli olarak iktisaplarından sorumlu tutulacağı hükmü dikkate alındığında, davacının davalı ... şirketinin çekleri kötü niyetli iktisap ettiğini ispatlayamadığı, ayrıca davalı ... şirketinin dava konusu çekleri faturalar karşılığında ve faktoring sözleşmesi ile aldığı, yapılan faktoring işleminin yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı ...Ş. yönünden açılan davanın reddine, davalı ... ve Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında açılan davanın kabulü ile üç adet çek bedeli toplamı 60.000 TL’nin her bir çekin ödeme tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
8. Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
9. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 05.04.2016 tarihli ve 2015/12419 E., 2016/5915 K. sayılı kararı ile;
“…Taraflar arasındaki uyuşmazlık faktoring ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümünde dava tarihinde yürürlükte bulunan 6361 sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2 ve 9/3 maddesi hükümlerinin tartışılması gerekmektedir. Anılan Yasanın 9/2 maddesine göre; '' faktoring şirketi kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez.'' Aynı Yasanın 9/3 maddesinde ise; ''Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri halinde kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğer ki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.''
Somut olayda, dava konusu edilen çeklerde davacı keşideci, davalı Karpa ... Ltd. Şti. lehdar, Yapı Kredi Faktoring A.Ş. ise lehdarın cirosu ile çeklere hamil olan tüzel kişi olup, alacağın mal satışı ile ilişkili olduğu ekli faturalarla tevsik edilmiş olduğundan ve çekleri ciro eden Karpa ... Ltd. Şti. ile temlik alan Yapı Kredi Faktoring A.Ş. arasında faktoring sözleşmesi bulunduğundan 6361 sayılı Yasanın 9/2. maddesine uygun bir faktoring işlemi gerçekleştirildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Yurtiçi faktoringde, faktoring işleminin üçlü bir ilişki olduğu doktrinde ve Yargıtay uygulamasında tartışmasız kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.11.2010 tarih, 2010/19-488 E, 2010/557 K. sayılı kararında da faktoring işleminin müşteri (firma), faktoring şirketi (faktor) ve borçlu olmak üzere üç tarafının bulunduğu açıkça belirtilmiştir. Faktoring işleminin tarafları yönünden alacağın devri hükümlerinin uygulanacağı da sözü edilen Yargıtay içtihadında ve Yargıtay'ın bu konudaki istikrarlı içtihatlarında vurgulanmıştır.
Daha açık bir anlatımla faktoring işleminin tarafları olan müşteri (firma), faktoring şirketi (faktor) ve borçlu arasındaki ilişkiler açısından 6361 sayılı Kanun'un 9/2 ve buna bağlı olarak 6098 sayılı TBK'nın 188/1. maddeleri hükmünün uygulanması gerekmektedir. 6098 sayılı TBK'nun 188/1 maddesine göre, ''Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir.'' Somut olayda, davalı Karpa... Ltd. Şti. dava konusu çekler karşılığında davacıya mal teslim edemediğini açıkça kabul etmiş ve böylece çeklerin karşılıksız kaldığı mahkemece de kabul edilmiştir. Önceki alacaklı, aleyhindeki hükmü temyiz etmemiş ve böylece davacının önceki alacaklı Karpa.. Ltd. Şti.'ne bu çeklerden dolayı borçlu olmadığı hususu kesinleşmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 188/1. maddesi uyarınca, borçlu bu savunmasını temlik alan durumundaki faktoring şirketine karşı da ileri sürebilir.
6361 sayılı Kanun'un 9/3 maddesi hükmü, faktoring işleminin yukarıda belirtilen tarafları dışındaki kambiyo borçluları bakımından uygulanacak bir hükümdür. Somut olayda ise, taraflar faktoring işleminin içinde yer aldıklarından ve faktoring işleminin tarafları dışında kalan sırf kambiyo borçlusu durumunda herhangi bir kişi mevcut olmadığından olayda 6361 sayılı Kanun'un 9/3 maddesi hükmünün uygulanabilirliği bulunmamaktadır. O halde mahkemece, davanın davalı ... şirketi bakımından da kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
10. Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.10.2018 tarihli ve 2018/630 E., 2018/1311 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, davalı ... şirketinin 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak dava konusu çekleri ciro yoluyla aldığı, aynı Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca ancak kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş ise def’ilerin faktoring şirketine karşı ileri sürülebileceği, somut olayda davacının böyle bir iddiası olmadığı gibi bu yönde bir delil de ileri sürmediği, aksinin kabulü hâlinde, kanunla kurulmuş bir finans kurumu olan faktoring şirketlerinin, alacaklı ve borçlunun işbirliği yapmak suretiyle aşırı zararlara uğratılabileceği ve bu kurumların iflasa sürüklenebileceği, kanun koyucunun bu durumu önlemek için 6361 sayılı Kanun’un 9/3. maddesini getirdiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
11. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
12. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı şirketin keşidecisi, davalı ... ve Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin lehdar olduğu dava konusu çeklerin, faktoring sözleşmesi ile diğer davalı ... şirketine verildiği somut olayda, malların teslim edilmemesi nedeniyle çeklerin karşılıksız kaldığı yönündeki savunmanın 6361 sayılı Kanun’un 9/2 ve 9/3. maddeleri dikkate alındığında davalı ... şirketine karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre davanın faktoring şirketi yönünden de kabul edilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
13. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “Faktoring (Factoring)” kavramı üzerinde durulması ve kurum olarak nasıl islediğinin açıklanmasında fayda bulunmaktadır.
14. Türkiye’de faktoringin gelişmesi 1980 sonrası dışa açık ekonomi politikaları ve ihracata dayalı sanayileşme stratejileriyle paralellik göstermektedir.
15. Ülkemizde kısa bir geçmişi olduğu hâlde hızlı bir gelişme gösteren faktoring hakkında 13.12.2012 tarihine kadar müstakil bir yasa yürürlüğe konulmamış, faktoring işlemleri, önceleri 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye dayanılarak 1994 yılında yayımlanan "Faktoring Şirketlerinin Kuruluş ve Esasları Hakkında Yönetmelik", daha sonra da 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile faktoring şirketlerinin kuruluş ve faaliyet izni ve denetim yetkisinin BDDK’ya verilmesi üzerine BDDK tarafından çıkarılan ve 10.10.2006 tarihli ve 26315 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Ancak, anılan yönetmelik hükümleri ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğu için 23.11.2012 tarihinde 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kabul edilmiş ve 13.12.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir (Saraç, Şükrü: Yargıtay Kararları Işığında Faktoring, Ankara 2013, s. 43). Bu Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra ise, 24.04.2013 tarihli “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik” yayımlanmıştır. Şu anda ülkemizde faktoring işlemleri, 6361 sayılı Kanun ve bu Kanun’a dayalı olarak çıkartılan Yönetmelik ve diğer mevzuat hükümlerine göre yapılmaktadır.
16. Factoring (mevzuatta kullanılan şekliyle Faktoring) Latince “Factor” kelimesinden türetilmiştir. Faktoring; “Müşterinin üçüncü şahıs olan borçlu karşısındaki mal tesliminden veya işgörme/hizmet ediminden ileri gelen alacaklarının karşılığını, alacağın tahsilinden önce avans olarak ödeyerek alacağın tahsil edilmemesi riskinin ve müşteri için borçlunun muhasebesinin tutulması, ihtar işlemleri gibi işgörme/hizmet edimlerinin üstlenilmesi suretiyle devir ve satın alınması” olarak tanımlanmaktadır (Kocaman Arif: Faktoring İşlemlerinin Hukuki Niteliği, Ankara 1992, s. 21).
17. Türk Hukuk Lûgatında da vadeli mal satışı yapan işletmelerin bu satışlardan doğan alacaklarının finans kurumunca satın alınması olarak tanımlanmış ve böylece tahsil rizikosunun satın alan firmaca yüklenildiği dile getirilmiştir. (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, s. 41).
18. Faktoring’in amacı, firmalara satışlarının ve kârlarının artması konusunda yardımcı olmaktır.
19. Kapsam olarak faktoring; bir mali kuruluş (factor/faktor) ile ticari borçlular (müşteriler) ve mal satan veya hizmet arz eden bir ticari işletme arasında (satıcı) üç taraflı bir sözleşme olup, genelde rücu hakkı olmaksızın alıcının borçlularının hesap hasılalarını factor satın alır ve bu suretle müşterilere tanınan kredileri kontrol altında tuttuğu kadar, muhasebe ve tahsilatını da yürütür.
20. Faktoring işleminin üç tarafı vardır. Bunlar;
a) Müşteri (firma): Faktoring hizmetlerini talep eden ve alacaklarını faktoring şirketine devreden (satan) işletme,
b) Faktoring Şirketi (Factor): Müşterinin alacaklarını devir ve satın alarak karşılığında nakit olarak ödeyen şirket,
c) Borçlu: Müşterinin alacaklı olduğu kişi veya işletmedir.
21. Faktoring hizmetleri ise; kredi riskini karşılama; tahsilat ve muhasebe; fonlardan avans, şeklinde özetlenebilir.
22. Faktoring şirketlerinin yapamayacakları iş ve işlemler 6361 sayılı Kanun’un 9. maddesinde düzenlenmiş olup anılan maddede;
“Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz.”
hükmüne yer verilmiştir.
23. Bu düzenlemenin, uygulamada bir kısım boş ve hileli kambiyo senetlerinin, faktoring şirketlerince ciro yolu ile devralınmasının engellenmesi amacıyla sevkedildiği anlaşılmaktadır. Kanun hükmünde belirtilen koşullara uygun bir faktoring işlemi gerçekleştirilmediğinde, faktoring şirketi kambiyo senedinin yetkili hamili olmamaktadır. 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesi, kamu düzenine ilişkin emredici bir hüküm olduğundan, mahkeme tarafından re'sen dikkate alınmalıdır.
24. Kanun’da açıkça, faktoring şirketlerinin kambiyo senedine dayalı olsa bile, bir mal satışından veya hizmet arzından doğmayan alacakları devralamayacakları düzenlenerek, kambiyo senedinin içerdiği hakkın soyutluğu ilkesi ortadan kaldırılmıştır. Buna göre faktoring şirketleri, ancak bir mal satışından ya da hizmet arzından doğan alacağın ifası için verilen kambiyo senetlerini, ciro ve teslim yolu ile devralabilmektedirler. Burada kambiyo senedindeki hakkın devri için yapılan ciro ve teslim, alacağın devrinin hukukî sonuçlarını doğurmaktadır. Senet borçlusu, faktoring işleminden haberdar olduğu andan itibaren, faktoring müşterisine karşı ileri sürebileceği şahsî def’ileri, faktöre karşı da ileri sürebilmektedir.
25. Şahsî def’ilerin faktoring şirketine karşı ileri sürülebilmesi, işlemin taraflarının, kambiyo ilişkisinin sıralı tarafları olmasına bağlıdır. Buna göre, senedi düzenleyen ya da keşideci, lehtar ile faktoring şirketi arasında faktoring sözleşmesinin bulunması ve senedin de ciro ve teslim yolu ile lehtardan faktoring şirketine geçmesi hâlinde, lehtar ile arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan şahsî def'îleri, faktoring şirketine karşı ileri sürebilmektedir. Ciro ve teslim yoluyla devraldığı bir senedi, aradaki temel ilişki nedeniyle devreden borçlu, senedi kendisinden devralan ile faktoring şirketi arasında faktoring sözleşmesinin bulunması ve senedin, ciro ve teslim yoluyla kendisinden devralandan faktoring şirketine geçmesi hâlinde, temel ilişkiden kaynaklanan şahsi def’ileri faktoring şirketine karşı ileri sürebilmektedir.
26. Az önce bahsedildiği üzere; uyuşmazlık çıkaran kambiyo borçlusunun, faktoring işleminin taraflarından biri olup olmadığının 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesi hükmünün değerlendirilmesi yönünden bir önemi yoktur. Yani menfi tespit davası açan kambiyo borçlusu, faktoring işleminin dışında kalan keşideci veya cirantalardan biri olsa bile son ciranta tarafından faktoring sözleşmesi çerçevesinde faktoring şirketine ciro yoluyla devredilmiş olan bir senetten dolayı da mutlaka 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesinde aranan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Şahsi def’ilerin faktoring şirketine karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği sorunu ise belirtilen bu ön sorun aşıldıktan sonra gündeme gelebilecektir. Yani bono veya çekin faktoring şirketine ciro yoluyla temliki işleminin 6361 sayılı Kanun’un 9/2 maddesinde aranan koşullara uygun olduğunun saptanması hâlinde kambiyo borçlusunun kendi akidine karşı ileri sürebileceği şahsi def'îleri faktoring şirketine karşı da ileri sürüp süremeyeceği tartışılıp değerlendirilebilecektir.
27. Özetlemek gerekirse; faktoring işlemi içinde yer alan kambiyo borçlusu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 188/1. maddesi uyarınca temlik eden durumundaki önceki alacaklısına yani satıcı firmaya (müşteriye) karşı ileri sürebileceği def’i ve itirazları faktoring şirketine karşı da ileri sürebilir. Burada 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesi uyarınca kambiyo senedi sebebe bağlandığından kambiyo senetlerinin soyutluk ve kamu güvenliği ilkesi ortadan kalkacak ve bunun sonucu olarak şahsi def'îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için 6361 sayılı Kanun’un 9/3. maddesinde öngörülen "bile bile borçlunun zararına hareket etmesi” koşulu aranmayacaktır. Zira, 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesi uyarınca kambiyo senedindeki alacağın mutlaka bir mal veya hizmet satışından kaynaklanması gerekmekte ve senetteki alacak sebebe bağlanmaktadır. Sebebe bağlanan bu alacağın faktoring şirketine devri ciro yoluyla olmakla birlikte işlemin temelinde alacağın temliki hükümleri yatmaktadır.
28. Çek/senette ciro zinciri içinde yer almakla birlikte faktoring işlemi içinde yer almayan kambiyo borçlusunun durumunun TBK’nın 188/1. maddesine göre değil 6361 sayılı Kanun’un 9/3. maddesi hükmüne göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
29. Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı dava konusu çeklerin keşidecisi, davalı ... ve Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti. lehdar, davalı ...Ş. ise çekin hamili durumundadır. Davacı, söz konusu çekleri davalı ... ve Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti. ile yapılan demir alım-satım sözleşmesi kapsamında anılan şirkete teslim etmiş ancak sözleşmeye konu demirler davalı tarafından davacıya teslim edilmemiştir. Davalı ... ve Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti., davacıdan aldığı çekleri eski tarihli faturaları sunarak diğer davalı ... şirketine ciro ederek vermiştir.
30. Davalı ... ve Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti., yargılama sırasında dava konusu çekler karşılığında davacıya mal teslim etmediğini kabul etmiş ve çeklerin karşılıksız kaldığı mahkemece de kabul edilmiştir. Davalı ... ve Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından ilk karar temyiz edilmediğinden davacının ... ve Yapı Elemanları San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye bu çeklerden dolayı borçlu olmadığı hususu kesinleşmiştir. Bu durumda davacı keşideci, TBK'nın 188/1. maddesi uyarınca, malların kendisine teslim edilmediği ve çekler nedeniyle borçlu olmadığı yönündeki savunmasını temlik alan durumundaki faktoring şirketine karşı da ileri sürebilir.
31. Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9/3. maddesi, faktoring işleminin tarafları dışındaki kambiyo borçluları bakımından uygulanabilecektir. Eldeki davada ise taraflar faktoring işleminin içinde yer aldıklarından ve faktoring işleminin tarafları dışında kalan sırf kambiyo borçlusu durumunda herhangi üçüncü kişi bulunmaması nedeniyle 6361 sayılı Kanun’un 9/3. maddesi hükmü burada uygulanmayacağından davalı ... şirketi bakımından da davanın kabulü gerekir.
32. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
33. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.03.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.