Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, (1) nolu bozma uyarınca şantaj ve tehdit suçlarının birlikte işlendiği belirlenerek yapılan incelemede;
1-TCK'nın 106. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde düzenlenen “Kişinin kendisini tanınmayacak bir hâle koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle” işlenen nitelikli tehdit suçundaki seçimlik hareketlerin suç oluşturabilmesi için eylemin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin muhatabınca anlaşılmamış olması gerekmektedir.
Somut olayda, katılanın, suça konu mektupların boşandığı eşi olan sanık tarafından gönderildiğini bilerek şikayet dilekçesi verdiğinin anlaşılması karşısında; suça konu mektupların ne surette “imzasız” ve ‘özel işaret” sayıldığı açıklanıp tartışılmadan ve sanığın katılana isimsiz olarak gönderdiği iddia edilen mektuplardan birinde "...eğer boşanmak istiyorsan buraya gel ben sana dilekçe vereceğim, onu sen yollarsan hemen boşanırsın eğer gelmezsen burdan ben mahkemeye evlenmeden önce küçük yaşta iken ne oldu onu yazarım, o zaman ailenden bazıları benim gibi bu dört duvarda olmasını istemezsin..." şeklindeki sözlerin ve üzerinde tabanca resmi, bıçak saplanmış kalp resimleri bulunan "ya sen ya ölüm" yazılı bulunan mektubun içeriğindeki “... annene mektup atacağım, her şeyi açıklayacam, noter kağıdı bende boşandığın takdirde dava açacam sana..” biçimindeki sözlerin TCK'nın 107/2 ve 43. maddelerinde düzenlenen zincirleme şantaj suçunu, oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, yetersiz ve yerinde olmayan gerekçe ile TCK’nın 106/2,b,43. maddeleri uyarınca hüküm kurulması,
2-Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 günü, Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 24/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.