Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil istekli dava sonunda, Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/02/2018 tarihli, 2012/349 Esas, 2018/97 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne dair verilen kararın davalı ... vekili tarafından istinafı üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 17/05/2019 tarihli, 2018/1302 Esas, 2019/689 Karar sayılı kararıyla, istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, yasal süre içerisinde davacı tereke temsilcisi vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 25/05/2021 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden Tereke Temsilcisi vekili Avukat ... ..... ile temyiz edilendavalı ... Mirasçıları vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ve diğerleri gelmedi. Yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

Davacı, oğlu olan davalı ...’e “2B arazilerimize ilişkin işlemleri yürütmek için senden vekaletname almam gerekiyor” demesi üzerine vekaletname verdiğini, 934 ada 1 parsel sayılı taşınmazının vekil ... tarafından diğer davalı ...'a satış suretiyle temlik edildiğini, ...’ın taşınmazı davalı ...'ya, ...’un da davalı ...'e devrettiğini, devirlerin kısa aralıklarla ve düşük bedellerle gerçekleştirildiğini, satış bedelinin de ödenmediğini, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını, dava dışı pek çok taşınmazını da benzer şekilde elden çıkardığını, davalıların el ve iş birliği içerisinde hareket ettiklerini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiş, yargılama sırasında davacının ölümü üzerine davayı tereke temsilcisi takip etmiştir.

1. Davalı ..., tefecilik yapmakta olan dava dışı şahıslar ile diğer davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ederek taşınmazlarını devraldıklarını, yapılan satışların gerçek olmadığını belirtip taşınmazın tapusunun iadesini istemiştir.

2. Davalı ..., savunma getirmemiştir.

3. Davalı ..., dava konusu taşınmazı kar yapmak amacıyla satın almak istediğini ve satıcı olan diğer davalı ...'la 650.000,00 TL'ye anlaştıklarını, taşınmaz üzerindeki 180.000,00 TL ipotek borcunu satış bedelinden düşüp geriye kalan 470.000,00 TL'yi ...'a dava dışı oğlu ... aracılığıyla elden ödediğini, davanın diğer taraflarıyla bir ilişkisinin bulunmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.

4. Davalı ..., taşınmazı iyiniyetli olarak davalı ...'tan rayiç bedeli üzerinden satın aldığını, davacı ile vekil olan davalı ...'in diğer davalıları zarara uğratmak amacıyla davada birlikte hareket ettiklerini belirtip davanın reddini savunmuş; yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.

Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/02/2018 tarihli, 2012/349 Esas, 2018/97 Karar sayılı kararıyla, davacının usulünce düzenlenmiş, alım – satım yetkisini de içerir vekaletname ile oğlu olan davalı ...’i vekil tayin ettiği, davalı ...’in vekil edenin zararına hareket ettiği, taşınmaza ilk el malik olan davalı ...’a yapılan temlikin vekalet görevi kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, diğer davalıların ise taşınmazı edinmede iyiniyetli olduklarını ispatlayamadıkları, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bildikleri, davalıların birlikte hareket ederek davacıyı zararlandırdıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... vekili, davacı ile oğlu olan davalı ...’in birlikte hareket ettiklerini, davacı tarafça vekaletnamenin taşınmazda 2/B uygulaması yapılması içi verildiğini ancak vekaletname tarihinde 2/B çalışmasının olmadığını, vekaletnamenin satış için verildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğunu, davalılar arasında yapılan satış işleminin gerçek olduğunu, satış bedelinin ödendiğini, davacı tanıklarının yanlı beyanda bulunduklarını, davalı ...’in tapu siciline güvenerek taşınmazı satın alan iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddini istemiştir.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 17/05/2019 tarihli, 2018/1302 Esas, 2019/689 Karar sayılı kararıyla, davaya konu vekaletnamenin açıkça satış yetkisini içerdiği, 2/B arazilerine ilişkin bir vekaletname olmadığı, davacı ... ile vekil ...'in bir ömür boyu aynı evde yaşadığı, davalı ...’in taşınmazı tapu siciline güvenip bedelini ödeyerek, iyiniyetli olarak satın aldığı gerekçesiyle HMK’nın 353/1 -b – 2. maddesi gereğince, davalı ...'in istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tereke temsilcisi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Tereke temsilcisi vekili, taşınmazın satış tarihindeki değerinin doğru tespit edilmediğini, davalıların maddi durumlarının de hatalı tespit edildiğini, var ise malvarlıkları ve tapu kayıtlarının dosyaya getirtilmediğini, davacı, davalı ... ve davalı ...’in az nüfusa sahip olan aynı sokakta ikamet ettiklerinin yeterince incelenmediğini, bu nedenle davalı ...’in iyiniyet savunmasında bulunamayacağını, satış bedelinin ödenmediğini, davalı ... tanığı ...’in ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını, taşınmazın davalı ...’a teminat amaçlı devredildiğini ancak ...’ın davada savunma getirmediğini, ödemeye ilişkin belge sunmadığını, davalı ...’un taşınmazı alım gücünün olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1.6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu'nun 390. Maddesinde) aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
3.2.2. TMK’nin 1023. maddesinde “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur." hükmüne yer verilmiştir
3.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V/3.2.). paragraftaki yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinin yerinde olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesince (Iv/3.) paragraftaki gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.

Açıklanan nedenlerle, tereke temsilcisi vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 24/11/2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalılar vekili için 3.050,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden tereke temsilcisinden alınmasına, aşağıda yazılı 36,30 TL bakiye onama harcının temyiz eden tereke temsilcisinden alınmasına, 24/03/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.