Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1-Katılan aşamalarda istikrarlı olarak sanığın kendisini telefonda tehdit ettiği yönündeki anlatımı, sanığın 13/03/2014 tarihli talimat duruşmasında suçlamayı ikrar etmesi karşısında, katılanın annesi tanık ...’nin kolluk ve kovuşturma evresindeki beyanları arasındaki çelişki giderilmeden sanığın ikrarına ne suretle itibar edilmediği açıklanıp tartışılmadan yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi,

2-Bozmaya uyularak sanığın suçunun sübutu halinde ise; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,olmayan gerekçeyle beraat kararları verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer ve üst Cumhuriyet savcılarının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 23/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.