Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.06.2018 tarihinde davacıların desteğinin Kars istikametinden Erzurum istikametine seyir halinde iken aracın sağ ön lastiğinin yarılması ile direksiyon hakimiyetini kaybederek yol dışına çıkıp kaza geçirmesi neticesinde vefat ettiğini, meydana gelen trafik kazasında desteğin bir kusuru bulunmadığını, desteğin evli ve 3 çocuk babası olup, eşinin ve çocuklarının geçimini sağlamakta olduğunu, müteveffanın okullarda temizlik görevlisi ve peyzaj ustası olarak çalıştığını iddia ederek trafik kazasında eş ve babalarını kaybeden davacılar eş ... için 250,00 TL, küçük ... için 250,00 TL, küçük ... için 250,00 TL, küçük ... için 250,00 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden işletilecek faiz, yargılama gideri ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu trafik kazasına karıştığı belirtilen aracın sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunduğunu, poliçede yazılı azami teminat limitinin şahıs başına sakatlık ve ölüm teminatı olarak 330.000 TL, şahıs başına tedavi giderleri teminatı 330.000 TL olarak belirlendiğini, poliçede azami teminat limitinin yazılmış olmasının bu miktarın mutlak surette ödeneceği anlamına gelmediğini, talep edilen manevi tazminatın teminat kapsamı dışında tutulduğunu, araç işleteninin ve sürücünün kusursuz olduğu hallerde sigortacının da tazminat ödeme yükümlülüğünün olmayacağını, müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, müvekkili şirketin temerrüdünün gerçekleşmediğini ileri sürerek davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda tazminatlara ilişkin talepler bakımından sigortacının sorumluluğunun, kaza tarihinde geçerli olan poliçe kapsamında ve sigorta limitleri dahilinde üçüncü kişilerin uğradıkları zararları tazmin etmekte sınırlı olduğunun düzenlendiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlara ilişkin 92. maddesi düzenlemeleri sigorta genel şartları ile birlikte değerlendirildiğinde, trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma halinde, destekten yoksun kalınan zararın zorunlu mali mesuliyet poliçesi sorumluluğu kapsamında olması için, ölenin üçüncü kişi olması ve desteğin kusursuz bulunması gerektiğinin hüküm altına alınmış olduğu, huzurdaki davada, davacıların murisinin ölümü ile sonuçlanan trafik kazasında bir kusuru yok ise de, aracın sürücüsü olduğu ve ancak üçüncü kişinin ölümü nedeniyle meydana gelen destek zararların, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinin destekten yoksun kalma teminatı kapsamında olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin tespitinin aksine müvekkillerin murisi sürücünün sigorta şirketi ile araç işleteni arasında düzenlenen sigorta poliçesinde taraf olmayıp 3. kişi konumunda olduğunu ve sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince müvekkillerin murisi sürücü sözleşmede taraf olmadığından ve kusursuz olduğundan sigorta sözleşmesi ve Sigorta Genel Şartlarını hukukun temel ilkelerine aykırı olacak şekilde müvekkiller aleyhine yorumlayamayacağını, Yargıtay içtihatlarında poliçede taraf olmayan sürücünün 3. kişi olarak kabul edildiğini, bu nedenle kusursuz olan ve davalı ... ile araç işleteni arasında imzalanan poliçede taraf olmayan sürücünün vefatı sebebiyle müvekkillerin destekten yoksun kalma taleplerinin kabulü yerine reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaptığı trafik kazası sonucu hayatını kaybeden desteğin yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.