HÜKÜMLER: Beraat (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında), hükmün açıklanmasının geri bırakılması (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., hakkında)
Mahalli mahkemece verilen hükümler ve kararlar temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanıklar ..., ...,, ..., ..., ..., ... ve hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesinin karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan haline göre itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek suçtan zarar gören vekilinin anılan kararlara ilişkin temyiz isteminin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli kararın verilmesi mümkün görüldüğünden dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, katılan temsilcilerinin yüzlerine karşı tefhim olunan hükümleri 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 27.05.2016 havale tarihli dilekçe ile temyiz ettikleri anlaşılmakla, temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği suçtan zarar gören Tarım ve Orman Bakanlığının sanıklara isnat edilen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükümleri temyiz hakkının bulunduğu nazara alınarak, incelemenin suçtan zarar gören Bakanlık vekilinin sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık ...'ın hükümden sonra 15.10.2023 tarihinde öldüğü UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, bu hususta bir karar verilmesi lüzumu ile diğer sanıklara isnat edilen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık aslî dava zamanaşımı süresine tabî olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 06.11.2015 tarihli sorgular ile inceleme tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının sanık ... yönünden ölüm, diğer sanıklar yönünden aynı Kanun'un 322 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.