Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'un davacı üniversitenin rektörü, diğer davalının ise üniversitenin Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanı olduğu dönemde kamu zararına neden olunduğu, davalı ...'un talimatıyla, davalı ... için Ankara'da bir ev kiralandığını, kiralanan evin eşyalarının üniversite bütçesinden karşılandığını, bu olaydan her iki davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, Adana'da kiralanan 4 katlı rektörlük konutunda alınan eşyalarda ise aşırıya kaçıldığını, görev süresinden sonra eşyaların büyük bir bölümünün teslim edilmediğini, bu olaydan da davalı ...'un sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Adana'daki rektörlük konutu harcamalardan kaynaklanan 10.000,00 TL kamu zararının ...'dan, Ankara'daki kiralık ev harcamalarından kaynaklanan 32.495,47 TL kamu zararının ise ... ve ...'tan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesi isteminde bulunmuştur.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı olmadığından davanın öncelikle usulden reddinin gerektiğini, Ankara Çankaya'da kiralanan evin diğer davalı ... tarafından kiralandığını, evin kiralanması ve üniversite bütçesinden eşya alınması konusunda davalının yazılı ya da sözlü talimatı olduğuna dair dosyada hiçbir somut belge ya da yazışma bulunmadığını, eşyaların alımına ilişkin talebin diğer davalı tarafından yapıldığını, bu nedenle davalının zarardan sorumlu olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Adana 2. İdare Mahkemesi'nin 2017/9 35... /900 Karar sayılı kararının kesinleşmesinin beklenmesinin bekletici mesele yapılmasını, Danıştay 1. Dairesinin 2017/6 50... /1382 Karar sayılı kararıyla davalılar hakkında tesis edilen kararın iptaliyle davalıların meni muhakemesine karar verilmiş olduğunu, bu husus da göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalının zarardan sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddia ettiği kurum zararının olup olmadığı ve varsa miktarı konusunda üçlü heyet raporu alındığı, alınan raporda davalı için kiralanan rektör konutu ve konutun tadilatı için harcanan masrafın Kamu İhale Kanunu hükümlerine uygun olarak yapıldığı ve kamu zararının oluşmadığı, alınan malların ve kullanılan malzemelerin Kamu Mali Yönetim Kontrol Kanunu hükümlerine uygun olarak yapıldığı, kullanılacak eşyanın günün şartlarına göre tespit edilmesi gerektiği, bazı malzemelerin lüks olduğu belirtilmiş ise de bu durumun günün şartlarına göre değişebileceği ve malzemelerin üniversite deposunda mevcut olduğu, mevcut olmayan malzemenin de tüketilebilen malzemeler olduğunun tespit edildiği, raporun denetime elverişli ve hüküm kurmaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi heyet raporunun yerinde olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereği davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, alınan eşyaların birçoğunun teslim edilmediğini, bu nedenle kurum zararı oluştuğunun kabulü gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, kurum zararından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

2547 sayılı Yasanın 56/b maddesi gereğince davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.06.2025 tarihinde birliğiyle karar verildi.