Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazın tapu kaydında malikinin boş olduğunu, 20 yıldan fazla süredir taşınmazın 1/2 hissesinin vekil edeni tarafından kullanıldığını belirterek, tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüyle, 1584 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesinin tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1584 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında davalı olduğunun belirtildiği, ancak taşınmaza ilişkin tapulama tutanağının temin edilemediği ve kadastro mahkemesinde mevcut bir dava olup olmadığı belirlenemediği, dosya kapsamına alınan bir kısım komşu parsellere yönelik tapulama tutanaklarına göre de 1968 yılında ilgili taşınmazlar yönünden tespit yapıldığı ve kesinleşerek 3.kişiler adına tescil edildiği, bir kısım komşu parsellerin de dava konusu taşınmaz gibi tapu kaydında davalıdır yazdığı, tapulama tutanalarının temin edilemediği anlaşılmaktadır.
Kadastro işlemi 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu hükümlerine göre yapılmıştır. Sözü edilen kanun 9.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 48. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, 2613 sayılı Kanun'a göre yapılan kadastro işlemleri 3402 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3402 sayılı Kadastro Kanununa göre tamamlanacaktır. 2613 sayılı Kanunun 22/1. fıkrasının H bendinde; “yapılacak ilanlar ve tahkik üzerine sahibi bulunamayan gayrimenkuller devlet namına kaydolunur. Bu malların 10 seneye kadar hükmen müstahikki çıktığı taktirde namına tashih edilir ve satılmış ise bedeli verilir” denilmektedir. 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 54. maddesinde "Hakim; tarafların delillerini topladıktan sonra re'sen tahkikatı genişletmek; lüzumlu gördüğü diğer delilleri toplama ve delilleri serbestçe takdir etmek yetkisini haizdir. Tahkikatın elde edeceği kanaate göre gayrimenkulün kimin adına tescil edileceğini belirtmekle mükelleftir. Benzer nitelikli düzenlenme 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2. maddesinde ise ''Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile Mahalli Mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı verilir'' şeklindedir.
Az yukarda da açıklandığı üzere dava konusu 1584 parsel sayılı parselin kadastro tutanağı temin edilememiş, tapu kaydında malikhanesi boş bırakılarak, davalıdır yazılmıştır. Şu hali ile o taşınmazla ilgili kadastro işleminin tamamlanmadığı anlaşılmaktadır. Diğer bir anlatımla, dava konusu 1584 parsel sayılı taşınmazla ilgili kadastro işleminin tamamlanması ve taşınmazın tapudaki malik hanesinin doldurulması gerekir.
O halde, 1584 parsel sayılı tapu kaydında davalı olduğu belirtildiğine, kadastrosu kesinleşmemiş olduğuna ve malikhanesi boş bulunduğua göre, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30/2. maddesi (766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 54. maddesi) uyarınca gerçek maliki belirleme görevi ile malik hanesindeki boşluğu doldurma görevi Kadastro Mahkemesine ait olduğuna göre, uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli ve yetkili Kadastro Mahkemesine gönderilmesi gerekirken yazılı şekilde uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 01.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.