Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05/05/2010 gününde verilen dilekçe ile mirasın gerçek reddinin istemesi üzerine mahkemece davanın kabulüne dair verilen karardan davacının 18/07/2017 tarihli dilekçesiyle davadan feragat etmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın feragat nedeniyle reddine dair verilen 20/07/2017 günlü ek kararın Yargıtayca incelenmesi mirasçı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ KARAR _
Dava, mirasın gerçek reddinin tespiti istemine ilişkindir.
Davacı, 07.02.2010 tarihinde vefat eden annesi ...'un mirasının reddinin tespiti istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile muris 1936 doğumlu ...'un mirasının davacı 1961 doğumlu ... tarafından kayıtsız ve şartsız reddedildiğinin tespitine, karar verilmiştir.
Davacı 18.07.2017 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiğini belirtmiştir.
Mahkemece 20.07.2017 tarihli ek karar ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Ek karar mirasçı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yasal koşulların gerçekleşmesi halinde mirasçılar 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 605/1. maddesine dayalı dava açabilecekleri gibi, Türk Medeni Kanununun 605/2. maddesine dayalı dava da açabilirler.
Gerçek ret, mirasçıların sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanı ile yapılır. (TMK m. 609) Yasal mirasçıların murisin ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde mirası reddetmeleri gerekir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Böyle bir davada sulh hukuk mahkemesi hakiminin görevi reddin süresinde olup olmadığı ve ret edenin mirasçılık sıfatı bulunup bulunmadığını incelemek, süre koşulu ile mirasçılık sıfatının gerçekleşmesi halinde ise, Türk Medeni Kanununun 609. maddesi uyarınca ret beyanını tespit ve tescil etmekten ibarettir.
Mirasın kayıtsız ve şartsız reddine ilişkin beyan sulh hukuk mahkemesine ulaştıktan sonra bu beyandan tek taraflı olarak dönülemez. Mirasın gerçek reddi beyanı mahkemeye ulaştıktan sonra ret beyanından, ancak mirasçıların tamamının muvafakatiyle veya açılacak olan reddin iptali davasının kabulü halinde dönülebilir.
Somut olaya gelince; davacı, 18.07.2017 tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiğini belirtmişse de dosyada bulunan muris ...’a ait 05.03.2010 tarihli mirasçılık belgesine göre murisin, davacı ... haricinde “..., ..., ..., ..., ...” isminde beş mirasçısının daha bulunduğu anlaşılmıştır.
O halde mahkemece yapılması gereken iş; yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, geri kalan mirasçıların davacının davadan feragati hakkında muvafakatlerinin bulunup bulunmadığını sormak ve sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle 20.07.2017 tarihli ek kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 09.03.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.