Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile teminat altına alınan aracın, 26.06.2011 tarihinde müvekkilinin yolcu olduğu araca çarpması sonucunda müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını, yaralanması nedeniyle uzun süre tedavi görüğünü, kazanın meydana gelmesinde sigortalı aracın sürücüsünün asli kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 168.372,56 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne, 2.104,78 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 166.267,78 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 168.372,56 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline

karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun miktardan reddine, davalı vekilinin sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan kusur oranının hatalı olduğunu, aynı olaya dayalı olarak açılan davalarda sigortalı araç sürücüsünün %65 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, hükme esas alınan kusur oranının fahiş olduğunu, davacının kaza tarihinde 15 yaşında olması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, aksi halde geçici iş göremezlik tazminatının asgari geçim indirimi dahil edilmemiş asgari ücretten hesaplanması gerektiğini, davacının askerlik süresinin hesaplamada dikkate alınmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davalı tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın davacının yolcu olduğu araca çarpması sonucunda davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.

1. Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından 26.06.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talep edildiği, alınan bilirkişi raporu üzerine davanın ıslah edildiği ve 2.104,78 TL geçici, 166.267,78 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 168.372,56 TL maddi tazminat talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin ıslahı doğrultusunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına yönelik istinaf başvurusunun miktardan reddine, sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmektedir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilen geçici iş göremezlik tazminatının 2.104,78 TL olduğu ve 2019 yılı için kesinlik sınırı olan 4.400,00 TL'nin altında olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun miktardan reddine karar verilmiş ise de davalı aleyhine hükmedilen toplam miktar 168.372,56 TL olup geçici iş göremezlik tazminatının toplam tazminat miktarından ayrılması doğru görülmemiştir.
Şu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatının esasına yönelik istinaf başvurusunun incelenerek anılan tazminat kalemi yönünden de esastan bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile miktardan reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

2. Bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları bu aşamada incelenmemiştir.

1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.