Davalı ... (müteveffa) Tasfiye Memuru ... tarafından adli yardım talebi ile temyiz yoluna başvurulduğu anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336/3 maddesi uyarınca adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir.
Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir.
Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan davalının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... (müteveffa) tasfiye memuru tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacı üniversitede 1998-2012 yılları arasında mütevelli heyet başkanlığını yürüttüğü dönemde aynı zamanda ita amiri olduğunu, davalının görevde olduğu dönem hakkında yapılan incelemede yüksek bir miktar kasa açığı olduğunun tespit edildiğini, davalı hakkında soruşturma başlatıldığını belirterek 5.865.143,32 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı cevap dilekçesinde; davalının kurum zararına neden olmadığını, davacı tarafından yaptırılan denetimin taraflı olduğunu, dava konusu iddiaların henüz soruşturma aşamasında olduğunu, soruşturma kapsamında ceza dosyasına sunulan raporda kurum zararının olmadığının tespit edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile, 5.865.143,32 TL kasa açığı alacağının davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereği davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı ...'nun (müteveffa) tasfiye memuru temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, tasfiye memurunun atanmasına ilişkin kararın henüz kesinleşmediğini, bu nedenle kararın bozulması gerektiğini, davalının kurum zararına neden olduğu iddiasının asılsız olduğunu, davalının haksız kazanç elde ettiğine yönelik bir delil bulunmadığını, davalının yetkisini görev yaptığı dönemde başkasına devredip devretmediğinin araştırılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davalının tek başına sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
kurum zararından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
1.Dava devam ederken taraflardan birinin ölümü halinde, Türk Medeni Kanunu'nun 28/1. maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda, mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümüyle konusuz kalmaz. Ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalı gerçek kişinin İlk Derece Mahkemesi kararından sonra Bölge Adliye Mahkemesi kararından önce, dosya istinaf aşamasında iken 02.09.2020 tarihinde vefat ettiğinin nüfus kayıtları ile sabit olduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde, davaya konu istemin malvarlığına ilişkin olup mirasçıların malvarlığını etkileyecek olması, ayrıca ölenin mirasçılarının davaya dahil edilmemelerinin HMK’nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını da zedeleyeceği dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf aşamasında vefat eden davalı gerçek kişi yönünden öncelikle taraf teşkilinin usule uygun olarak sağlanması, daha sonra yargılamaya devam olunması gerekirken bu husus üzerinde durulmadan esas hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2.Bozma nedeni ve şekline göre davalı ...'nun (müteveffa) tasfiye memurunun temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı ...'nun (müteveffa) tasfiye memurunun temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.