Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

I-Sanık ...'in temyiz talebinin incelenmesinde;
Yokluğunda kurulan hükmün 10.07.2012 tarihinde başka suçtan Midyat M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda hükümlü olan sanığa cezaevi idaresi aracılığıyla usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, sanığın CMUK'un 310/1 maddesinde öngörülen 1 haftalık süre geçtikten sonra hükmü temyiz ettiği anlaşılmakla, süresinden sonra yapılan 13.09.2012 tarihli temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 317 maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,

II-Suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümler ile ilgili temyiz talebinin incelemesinde;
Hükmolunan cezaların miktar ve türüne göre; 14/04/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle değişik 5320 sayılı Yasaya eklenen geçiçi 2.madde gereğince hüküm tarihine göre temyizleri olanaklı olmadığından suça sürüklenen çocuklar ... ve ... müdafiinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın geçiçi 2.maddesi yollamasıyla 5271 sayılı CMK'nın 272.maddesi (1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi) gereğince isteme uygun olarak REDDİNE,

III-Suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümler ile ilgili temyiz talebinin incelemesine gelince;
Suça sürüklenen çocukların yüklenen suçları işlemediğine ilişkin savunmalarının aksine, diğer sanık ...'in sonradan vazgeçtiği soruşturma aşamasındaki yüklenen suçları birlikte işledikleri yönündeki beyanı dışında; mahkumiyete yeterli ve inandırıcı kesin kanıtlar elde olunamaması karşısında, şüpheli durumun adı geçen suça sürüklenen çocuklar lehine değerlendirilerek yüklenen suçlardan ayrı ayrı beraatlerine kararı verilmesi gerekirken; savunmanın aksini ispatlayan kesin kanıtların nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak sağlayacak şekilde açıklanmadan; sırf suça sürüklenen çocuklar ile sanığın başka suçları birlikte işlediklerine dair kayıtlara dayanılarak yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;

1-Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocukların 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1 maddesi uyarınca haklarında sosyal inceleme yaptırılmaması ve sosyal inceleme raporu aldırılmama nedeninin gerekçeli kararda belirtilmemesi,

2-Suç tarihi itibariyle henüz 15 yaşını doldurmayan suça sürüklenen çocuk ...'nın, işlediği iddia edilen işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunun hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediğinin uzman hekim raporu ile tespit edilmesi gerekirken, hırsızlık suçundan dolayı alınan rapor ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi,

3-Katılanın 27.11.2011 tarihli soruşturma aşamasında alınan beyanında, olay günü saat 05,30 sularında işyerine ekmek getiren fırıncının korna sesine uyanarak eylemin işlendiğini öğrendiğini belirtmesine ve kovuşturma aşamasında da emniyette verdiği ifadesini tekrarladığını ifade etmesine karşın, kovuşturma aşamasındaki beyanının devamında işyerine olay günü ekmek getiren fırıncının sabah saat 04.30-05.00 arasında işyeri kepenklerini açık görüp kendisine haber verdiğini belirttiği, soruşturma aşamasında ikrarda bulunan sanık ...'in eylem saati konusunda herhangi bir açıklamada bulunmaması ve suç tarihi itibariyle güneşin saat 5,57 sularında doğduğunun tespit edilmesi karşısında; yanılma, yanlış saat bildirme ihtimalide dikkate alınarak şüpheli durumun suça sürüklenen çocuklar lehine değerlendirilerek eylemin gündüz vaktine rastlayan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerekirken, katılanın yargılama aşamasındaki ifadesine itibar edilerek eylemin gece işlendiğinden bahisle yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar ... ve ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, (3) numaralı bozmadan sanık ...'in de yararlandırılmasına, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.