Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili Rektörlüğün 01.05.2008 tarihli görevlendirmesi üzerine üniversitenin ... Dairesi Başkanlığının 01.01.2007 - 31.12.2007 dönemine ait et ve tavuk ürünleri alımı ve ödemelerinin iç denetim birimlerince yapılan incelemesinde, et ve tavuk ürünleri alımına ilişkin ihale süreci ile ihale konusu ürünlerin teslim alınması sonrasında yüklenici firmaya yapılan ödeme tutarlarının uyumlu olup olmadığını belirlemek amacıyla yüklenici firmaya verilen siparişler ile sevk irsaliyesi karşılığında teslim alınan ürün miktarlarının uyumlu olup olmadığı, ürünlerin teslim alındığı tarih itibariyle muayene ve kabul komisyonu tutanakları ile taşınır işlem fişlerinin düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenen sevk irsaliyelerindeki teslim alınan ürün miktarlarının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ve ödemeye esas faturalarla uyumlu olup olmadığı, firma tarafından düzenlenen sevk irsaliyeleri ile ödemeye esas faturalar arasındaki miktar uyumunun sözleşme hükümleri gereğince idare tarafından (yemekhane müdürlüğünce) kontrol edilip edilmediği hususlarının incelendiğini, yapılan inceleme sonucunda et ve tavuk ürünleri alım ve ödemeleriyle ilgili olarak davalılardan ... Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne KDV dahil toplam 891.983,31 TL tutarında fazla ve yersiz ödemede bulunularak kamu zararına sebebiyet verildiği, fiilleri ile bu duruma sebebiyet veren sorumlu ve ilgililer hakkında işlem yapılması gerektiğini, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 59. ve 60. maddeleri ile 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 25,26,27... . maddelerine aykırı fiilleri nedeniyle gerçekleştirme görevlileri ... Dairesi Başkanı ... ile Hastaneler Başmüdürü ..., ödeme evraklarını hazırlayan satın alma biriminde görevli memur ... ile Mal Alımları Muayene ve Kabul Komisyonu Başkan ve üyeleri ..., ... ve ..., Taşınır Kayıt Kontrol Yetkilisi ..., ... Müdürü olarak görev yapan ..., ... Başaşçısı ... ve lehine yersiz ve haksız ödeme yapılan yüklenici firma ... Şirketinin kamu zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalı şirketin üniversiteden olan 103.342,69 TL'lik alacağının kamu zararından mahsup edildiğini, ayrıca 8.210,43 TL'lik yanlış KDV uygulamasından kaynaklanan zararın da tahsil edilmiş olup söz konusu mahsuplaşma ve tahsil işlemleri sonucunda kamu zararının toplam miktarının 780.430,19 TL olduğunu, davalılardan ...'nın kamu zararının 516.160,75 TL'lik kısmından, ... ve ...'ın 300.946,21 TL'lik kısmından, diğer davalıların ise 780.430,19 TL'lik kamu zararının tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 780.430,19 TL'nin yapılan her ödeme tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte kusurları oranında davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili; harcama yetkilisi üniversite genel sekreteri olan davalının sorumluluğunun tespit edildiği soruşturmanın asıl davanın açılmasından sonra sonuçlandığını, ...'ı asıl davaya dahil etme yolu ile taraf oluşturulamayacağından işbu davanın açıldığını belirtilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 780.430,19 TL'nin her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ..., ..., ... (...) ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalıların kamu zararından sorumlu tutulabilmeleri için öncelikle hangi tarihte hangi görevleri yaptıkları, sorumluluklarının sebebi olarak gösterilen görevlerin neler olduğu, bu görev esnasında kamu zararı doğuracak hangi eylem ve hangi işlemleri yaptıkları, ne kadar kamu zararına sebebiyet verdikleri hususlarının açıklanması gerektiğini, tüm borçlardan davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, üniversitelerin gelir, gider ve mallarının incelenmesi, denetlenmesi ve kesin hükme bağlanmasının Sayıştay'ın görev ve yetkisi dahilinde olduğunu, dava dilekçesinde davalıların hangi görevlerinden kaynaklanan hangi eylem ve işlemleriyle ne kadar kamu zararı meydana getirdiklerinin belirtilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; 2007 yılında mal alımları komisyonuna üye olarak görevlendirildiğini, idare tarafından kendisine ihaleye çıkan mallarla ilgili olarak idare tarafından fiziki ve teknik şartnamenin tebliğ edilmediğini, 2006 yılına ait irsaliyelerin 2007 yılındaki ödemelerle ilişkinlendirilmesinin komisyonun bilgisi dışında olduğunu, satın alma ve daire başkanını ilgilendirdiğini, komisyon üyesi olarak konuk evine et göndermediğini, yetkisi de olmadığını, 2007 yılında ihtiyacın çok üzerine çıkıldığı iddia edilen et miktarına idarenin karar verdiğini, ihale sözleşmesinin Rektörlük makamınca yapıldığını, malzemenin nasıl ve ne miktarda ihaleye çıkıldığı, ödendiği, harcamasının gerçekleştirme görevlisi ve harcama yetkilisinin sorumluluğu altında olup iddia edilenlerin muayene ve kabul komisyonunun bilgisi ve yetkisi dışında olduğundan davanın reddini savunmuştur.
Davalılar ..., ... vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkillerinin satın alma ve ihale ile bir ilgilerinin bulunmadığını, zararın davacı kurumun iç denetim birimlerince tespit edildiğinin belirtildiğini ancak dosyada buna ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının hastanenin Diyetetik Hizmetleri Koordinatörü olarak 06.03.2007 tarihinde göreve başladığını, yemekhanelerde beslenme koordinatörü olmadığını, müvekkilinin ihaleler ile yüklenici firmaya yapılan ödemelerle herhangi bir ilgisinin olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iç denetim raporunda eksik ve hatalar olduğunu, yazıda harcama yetkilisinin müvekkili değil hastane başhekimi olduğunu, yapılan ihalelere dair alınan malların muayene ve depo giriş çıkışlarının rektörlük makamınca görevlendirilen döner sermaye işletme müdürlüğü sorumluları tarafından yapıldığını, döner sermayeden ödenmesi gereken ön fatura, makbuz, teslim tutanağı, giriş çıkış evrakları, teslim tutanağı ve tüm gerçekleştirme evrakları tam ve noksansız olarak sunulduğunda ödeme emri gerçekleştirme görevlisi olarak müvekkili tarafından imzalandığını, kamu zararı doğuracak bir eyleminin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iç denetçi görevlendirilmesinin bizzat davalı tarafından Rektörlüğe teklif edildiğini, 2007 yılı harcama belgelerinin Sayıştay denetçileri tarafından incelenmesi sırasında iç denetçilerin raporu esas alınarak Sayıştay sorgusu çıkarıldığını ve Sayıştay 8. Dairenin 609 nolu ilamında belirtilen miktarda kamu zararı oluşmadığı kanaatine varılarak sorumluluğun kaldırıldığını ve sadece konukevine giden et, tavuk ve gıdalarla ilgili 89.000 TL kamu zararı oluştuğu ve bunun da davacı İdare bünyesinde faaliyet gösteren konukevinden alınabileceğinin belirtildiğini, Sayıştay sorgusunda Sayıştay 8. Dairesinin 609 nolu ilama bağlanan ve müvekkilinin Daire Başkanı ... ile birlikte sorumlu olduğu belirtilen kamu zararı miktarı toplam 48.187,96 TL olarak belirlenmişse de Sayıştay 8. Daire kararına karşı süresinde Sayıştay Temyiz Kuruluna itiraz edildiğini ve Sayıştay Temyiz Kurulunun 28.06.2011 tarih ve 33443 sayılı kararıyla esas yönden yapılan inceleme sonucunda davalı müvekkili hakkındaki tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verildiğini, böylece davacı iddialarının dayanaktan yoksun kaldığını, davacının herhangi bir zararı olmamakla birlikte gerçekleştirme görevlisine ait olan bir sorumluluğun harcama yetkilisine teşmil edilemeyeceğini, zira ödeme emrine bağlanması gereken belgelerin fatura, taşınır işlem fişi ve muayene kabul komisyonu raporu olduğunu, bunlar arasında irsaliyenin yer almadığını, davalının sorumluluğunun tahakkuk evrakı ile sınırlı olduğunu, malın depoya girip girmediği, girmişse ne miktar girdiği, giren malın faturası ile uyumlu olup olmadığından taşınır sorumlusu sorumlu olup bu konudaki olumlu görüşün davalıya bildirilmesinden sonra harcama yetkilisi olarak onay verildiğini, o tarihte Samsun ve civarı il ve ilçelerde bulunan üç binin üzerindeki personelin sicil amiri olan davalının bizzat taşınır sorumlusu gibi işin başına gidip denetim yapmasının fiilen ve hukuken olanaksız olduğunu, kaldı ki davalının konukevine et ve tavuk ürünlerinin teslimi yönünde talimatı olmadığı gibi herhangi bir tazmin sorumluluğunun bulunmadığının Sayıştay Temyiz Kurulu kararı ile de kesin olarak hükme bağlandığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece mahkemesinin 2009/276 esas, 2016/462 karar sayılı ve 29.11.2016 tarihli kararıyla; sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin 2017/707 esas, 2017/744 karar sayılı ve 18.04.2017 tarihli kararıyla; davacının alacak talebine esas teşkil eden iddialarla ilgili olarak soruşturma başlatıldığına göre ceza yargılaması sonucunda verilecek karar eldeki davayı etkileyebilecek nitelikte olduğundan, ceza davası açılıp açılmadığının tespiti ile ceza davası açılmış ise bekletici sorun yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekli olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 2017/177 esas, 2020/7 karar sayılı ve 27.02.2020 tarihli kararıyla; bekletici mesele yapılan ceza mahkemesi dosyasında mahkumiyet kararı verilen eldeki dosyanın davalısı ... ile ... Gıda San. Tic. Ltd. yetkilisi hakkındaki mahkumiyet kararı göz önünde bulundurularak maddi tazminat istemli davanın eldeki dosyadan resen tefriki ile başka bir esasa kaydı yapılarak yargılamanın bu dosya üzerinden yürütülmesine, diğer davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile birleşen dosyada davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine, asıl dosyada dahili davalı olarak hakkında dava açılan ... yönünden davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin 2020/2048 Esas, 2020/2604 Karar sayılı ve 02.12.2020 tarihli kararıyla; asıl davada dahili dava yoluyla davalı yapılan ... hakkında davalı sıfatıyla hüküm tesisinin isabetsiz olduğu, kabule göre de karar tarihi 2020 yılı için geçerli AAÜT'nin 3/2 ve 13/4 maddeleri gereğince asıl davada kendisini vekille temsil ettiren davalılar için tek maktu vekalet ücretine, yine birleşen dosyada kendini vekille temsil ettiren davalı için tek maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin de isabetsiz olduğu, iade nedenine göre davacının diğer istinaf itirazlarının incelenmediği belirtilerek davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, dosyanın eksikliklerin yerine getirilmesi için Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ceza dosyasında resmi evrakta sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından davalılar hakkında beraat kararı verildiği, 09.02.2015 tarihli bilirkişi raporuyla görevi ihmal ve kötüye kullanma açısından bir suç unsuruna rastlanılmadığı, oluştuğu iddia edilen zarar ile davalılar arasında bir illiyet bağı kurulamadığı kanaatine varıldığı, yine Sayıştay Temyiz Kurulunun 28.06.2021 tarihli kararıyla davalılar hakkındaki tazmin hükmünün kaldırıldığı, 09.02.2015 tarihli bilirkişi raporunda eldeki mevcut verilerle davalıların sebep olduğu ve var olduğu iddia olunan zararın tespitinin mümkün olamayacağı, davalıların varsayıma dayalı bilgi ve belgeye dayanmadan zarardan sorumlu tutulamayacağının belirtildiği, toplanan tüm deliller ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde ceza yargılaması da göz önünde bulundurularak asıl ve birleşen dosya davalıları yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği, asıl davada dahili dava yoluyla davalı eklenmesi mümkün olmadığından asıl davada ... yönünden açılan davanın usulden reddine karar verildiği, yine bekletici mesele yapılan ceza dosyasında verilen ... ve ... Ltd. Şti. yetkilisi hakkındaki mahkumiyet kararları da göz önünde bulundurularak bu davalılar yönünden dosyanın tefriki ile mahkemenin 2020/140 esasına kaydedildiği gerekçesiyle; davacının dahili davalı ... hakkında asıl davada dahili davalı olarak hakkında açılan davasının usulden reddine, eldeki dosyanın davalılardan ... ile ... Gıda San Tic. Ltd. Şti hakkındaki maddi tazminat istemli davanın 6100 sayılı HMK'nun 167. maddesi gereğince eldeki dosyadan resen tefriki ile başka bir esasa kaydı yapılarak adı geçen şirket hakkında maddi istemli davanın bu dosya üzerinden yürütülmesine, davacı tarafından eldeki dosyanın davalıları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile birleşen davada davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada mevcut Sayıştay denetçilerince hazırlanan 09.02.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile mahkemece haklarında hüküm kurulan davalıların davaya konu olayla ilgili yargılandıkları ceza dosyasında yargılama sonucu beraatlerine karar verilip bu hükmün de kesinleşmesine göre mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun eksik inceleme nedeniyle hatalı olduğunu, tüm davalıların oluşan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, ceza mahkemesince delil yetersizliği nedeniyle verilen beraat kararının hukuk hâkimini bağlamayacağını, davalı ... yönünden asıl davanın usulden reddine karar verilmişse de bu davalı için birleşen davanın açıldığını, bu hususun gözden kaçırılarak usulden ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin 02.12.2020 tarihli kaldırma kararında kendisini vekille temsil ettiren davalılar için tek ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmişse de her davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin bir kez daha hatalı olduğunu, müşterek ve müteselsil borçlu olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
Uyuşmazlık, kurum zararı nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve birleşen davada davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Dosya kapsamından İlk Derece Mahkemesince asıl davada davalılar yönünden aynı gerekçeler ile davanın esastan reddine karar verildiği, ancak asıl davada kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına ayrı ayrı 4.080,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedildiği, vekalet ücreti yönünden verilen kaldırma kararına uygun şekilde hüküm kurulmamasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesinin (2) numaralı fıkrasında “Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.” hükmü bulunmaktadır. Yine Tarife'nin 13. maddesinde, “(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. ”şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Davalıların kurum zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutularak açılan davada, İlk Derece Mahkemesince aynı sebeple davanın esastan reddine karar verildiği ve davalılar hakkındaki ret sebebinin ortak olduğu anlaşıldığına göre, asıl davada kendilerini vekille temsil ettiren davalılar yararına tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Şekli taraf kavramına göre, davanın tarafları dava dilekçesiyle belirlenir ve davada taraf olmak için dava dilekçesinde davacı veya davalı olarak gösterilmiş olmak yeterlidir. Dava dilekçesinde taraf olarak gösterilen kişilerle dava yürütülür ve hüküm de davanın tarafları hakkında kurulur. Zorunlu dava arkadaşlığı dışında, hakkında dava dilekçesi ile dava açılmamış kişilerin sonradan davaya davalı olarak dahil edilmeleri mümkün değildir. Bir kişinin dahili davalı yapılması ona taraf sıfatı kazandırmaz. Taraf sıfatı kamu düzenine ilişkin olup resen dikkate alınması gerekmektedir.
Somut olayda; davacı vekilinin 01.03.2010 tarihli dilekçesiyle asıl davada ...'ın davaya dahil edilmesini talep ettiği, akabinde birleşen davanın ...'a yöneltildiği, gerekçeli karar başlığında ise asıl davada ...'ın dahili davalı olarak gösterilmesine karşın aleyhine yöntemine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı ve asıl davada taraf sıfatını kazanamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yön kamu düzenine ilişkin olduğundan İlk Derece Mahkemesince resen gözetilerek asıl davada hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmayan ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya uygun olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.