Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... Kaygusuz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... İşletmeleri A.Ş.'ye bağlı ... adlı yük gemisinde elektrik zabiti olarak aylık 3.100.00 USD ile 15.11.2012 tarihinde çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin işverence 08.02.2013 tarihinde, süresinden önce sona erdirildiğini ileri sürerek 11.02.2013 tarihinden 15.05.2013 tarihine kadar geçecek 3,5 aylık bakiye süre ücreti ve 30 günlük ücretli izin bedelinin hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 15.11.2012 ila 08.02.2013 tarihleri arasında çalıştığını, davacının bu tarihte iş sözleşmesinin görevini gereği gibi yerine getirememesi, gemideki işleyişi aksatması, iş güvenliğini tehlikeye düşürmesi ve iş akışını bozması sebebiyle haklı olarak sona erdirildiğini, davacının çalıştığı döneme ilişkin tüm maaşı ve toplam 15 günlük izin karşılığı ücretinin de ödendiğini, davacının başkaca bir alacağının olmadığını ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.

Öncelikle davada, davalının hukuki dinlenilme haklarının kısıtlanıp kısıtlanmadığı hususunun tespiti gerekmektedir.

Savunma hakkı Anayasa’mızın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.

İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil, yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.
Somut olayda davalı ilk olarak görevsiz mahkemede açılan davaya yasal süresi içerisinde verdiği cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmış, ilgili mahkemenin görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği ancak yetkili olmayan ... 10. İş Mahkemesinin verdiği yasal süre içerisinde de tanığının ismini bildirmiş, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi konusunu bu tanıkla ispat edeceğini ileri sürmüş, yetkisiz olan ... 10. İş Mahkemesi “dava konusu alacak kalemleri dikkate alınarak tarafların tanık dinletme taleplerinin reddine” karar vermiş ve dosya yetkili mahkeme ... 22. İş Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

Yetkili mahkeme ön inceleme tensip zaptında davalının tanık dahil delillerini liste halinde bildirmesi yönünde karar kurmuşsa da ilk celsede hüküm tesis etmiş, sonuçta mahkemece davalı tanığı dinlenmemiştir.
Davacı, iş sözleşmesinin bir sebep belirtilmeden, sadece şirket talimatı denilerek haksız sona erdirildiğini, bu nedenle bakiye süre ücretinin kabulünü talep etmiş, davalı ise iş sözleşmesinin görevini gereği gibi yerine getirememesi, gemideki işleyişi aksatması, iş güvenliğini tehlikeye düşürmesi ve iş akışını bozması sebebiyle haklı olarak son verildiğini savunmuş, davacının kendi kusuru ile sözleşme ilişkisi sona erdiğinden talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun 29. maddesi “haklı bir sebep olmaksızın işini yapmayan gemiadamı, keyfiyet gemi jurnaline kaydedilmek ve jurnali yoksa bir tutanakla belgelenmek şartiyle bu müddete ait ücretten mahrum edilir.…” düzenlemesi içermekte olup, davalı da feshin haklı sebebe dayandığını, davacının kusurlu davranışı nedeni ile sözleşmesinin sona erdiğini, bu durumu tanıkla ispat edeceğini ileri sürdüğünden, davalı tanığı dinlenilmeden yukarıda açıklanan ilkere aykırı olarak davalının savunma hakkının kısıtlanılması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeple sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 30/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.