Tebliğname No: 2008/133546

Sanığın hakaret suçundan mahkumiyetine ilişkin Göksun Sulh Ceza Mahkemesinin 25.03.2008 tarih 183-41 sayılı kararının, O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonunda; 29.12.2011 gün, 5334-43131 sayılı ilam ile O Yer C. Savcısının süresinde bulunmayan temyiz isteğinin reddine, sanığın temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda ise sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 125/4.maddesinin uygulanmaması hususu aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmayarak, sanık hakkında hükmolunan cezanın 5237 sayılı TCK’nun 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi ile hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın, 5237 Sayılı TCK.nun 51.maddesi uyarınca ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmemesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilip, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.03.2012 gün, 2008/133546 sayılı itirazı üzerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.07.2012 gün, 458-1078 sayılı kararı ile 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 99. maddesiyle, 5271 Sayılı Yasanın 308. maddesinde yapılan değişiklik ve 101. maddesiyle, 5320 Sayılı Yasaya eklenen Geçici 5. madde uyarınca itiraz hakkında karar verilmek üzere dosya dairemize gönderilmekle yapılan inceleme sonucu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulü ile dairemizin 29.12.2011 gün ve 5334-43131 sayılı ilamının sanığın temyizi üzerine yapılan inceleme sonucu bozmaya ilişkin (II) numaralı bendinden “sanık, müşteki ve tanık beyanından sanığın müştekiye sövdüğü yerin herkesin rahatça sövmeyi duyabileceği yol üzerinde meydana geldiği ve bu suretle suçun aleniyet unsurunun gerçekleştiği anlaşıldığı halde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 125/4.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır” şeklindeki cümlenin eleştiri kısmından çıkartılmasına ve (3) numaralı bozma nedeni olarak ilama eklenmesine, ancak bozmadan sonra kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine karar verilmek suretiyle Dairemizin 29.12.2012 gün ve 24754-2162 sayılı ilamının bozmaya ilişkin bendinin düzeltilmesine karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca bu kez 01.11.2012 günlü ilamımızda yer alan “düzeltilme” ibaresinin “bozulmasına” şeklinde değiştirilerek maddi hatanın giderilmesi istendiği anlaşılmakla; Sanığın hakaret suçundan mahkumiyetine ilişkin Göksun Sulh Ceza Mahkemesinin 25.03.2008 tarih 183-41 sayılı kararına ilişkin olarak sanığın temyiz isteminin incelenmesi sonucunda Dairemiz tarafından verilen 29.12.2011 gün ve 5334-43131 sayılı ilamına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 14.03.2012 günü yapılan itirazın kabulüne ve bozma ilamımızın düzeltilmesine ilişkin 01.11.2012 gün, 23508-44874 sayılı ilamımızın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.11.2012 gün ve 2008/133546 sayılı yazısı ile maddi hatanın düzeltilmesi talep edilerek dosya dairemize gönderilmekle, ilamdaki yazım hatasının 5560 sayılı Yasanın 29. maddesi ile değişik 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca düzeltilmesine karar verilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1-Sanığın adli sicil kaydındaki Osmaniye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.1998 tarih 5-339 sayılı mahkumiyetinin taksirli suça ilişkin olduğu ve adli sicilden silinme koşulunun oluştuğu, Kadirli Sulh Ceza Mahkemesinin 18.02.2003 tarih 2-405 sayılı mahkumiyet ilamının infaz edildiği 24.08.2003 tarihinden yargılamaya konu suç tarihine kadar 5237 sayılı TCK.nun 58/2-b maddesinde belirtilen üç yıllık süre geçtiğinden tekerrüre esas olmadığı ve Göksun Asliye Ceza Mahkemesinin 23.05.2005 tarih 174-163 sayılı kararıyla hükmedilen adli para cezasının miktarı itibariyle 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 305.maddesine göre kesin olduğu ve aynı maddenin son fıkrası gereğince tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden sanığın tekerrüre esas olacak adli sicil kaydı bulunduğu gerekçesiyle, 5237 sayılı TCK’nun 58/6.maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,

2- Sanık hakkında hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın, 5237 Sayılı TCK.nun 51.maddesi uyarınca ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken, daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilip edilmediği ile suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemeye kanaat gelip gelmediği hususlarının değerlendirilmesi gerektiği ve geçmişteki sabıkalarının da ertelemeye engel teşkil etmediği gözetilmeden, “sanığın geçmişi, kişiliği dikkate alınarak” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükmolunan cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,

3- Sanık, müşteki ve tanık beyanından sanığın müştekiye sövdüğü yerin herkesin rahatça sövmeyi duyabileceği yol üzerinde meydana geldiği ve bu suretle suçun aleniyet unsurunun gerçekleştiği anlaşıldığı halde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 125/4. maddesinin uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi (BOZULMASINA), bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 25/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.