Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı koca tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafaka yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Evlilik birliğine ilişkin yükümlülüklerden biri olan "sadakat yükümlülüğü" (TMK md. 185/3) boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar devam eder. Eşlerden birinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışı, boşanma davasının açılmasından sonra meydana gelmiş olsa bile, bu hususun diğer eş tarafından iddiadan ibaret kalmayacak şekilde delillendirilmesi durumunda, mahkemece bu iddianın davayı etkileyen önemli bir hadise olduğu kabul edilerek üzerinde durulması gerekir. Zira sadakatsizlik iddiasının sabit olması olması, kusur belirlemesi ve buna bağlı olarak takdir edilecek boşanmanın sonuçlarından olan nafaka (TMK md.175) ve tazminat (TMK md. 174/1-2) taleplerinin bundan etkilenmesi söz konusu olacaktır. Davalı yargılama sırasında davacı eşinin güven sarsıcı davranış içine girdiğini ileri sürmüş, bu iddiasını delillendirmek için temyiz dilekçesi ekinde davacı eşine ait olduğunu iddia ettiği bir kısım fotoğraflar sunmuştur. Açıklanan nedenlerle; mahkemece yeni hadise şeklinde ileri sürülen ve davada verilen hükmü önemli ölçüde etkileyecek nitelikteki sadakat yükümlülüğüne aykırılık iddiası üzerinde durulup, sonradan sunulan delillerin bu çerçevede incelenerek bu konuda hakimin davayı aydınlatma ödevi (HMK md. 31) gereğince taraflardan açıklama istenilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilip gerçekleşecek sonucuna göre, kusur dağılım ve derecesinin belirlenmesi, boşanmanın sonuçları olan tazminat ve nafaka taleplerinin buna göre karara bağlanması için hükmün bozulması gerekmiştir.
Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı kocanın diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 25.12.2012 (Salı)
Yerel mahkeme boşanma davasından ELİNİ ÇEKTİKTEN SONRA temyiz aşamasında davalı tarafından temyiz dilekçesine fotoğraflar eklenerek Yargıtay'a gönderilmiştir.
Değerli çoğunluk bu fotoğrafları incelemiş ve temyiz aşamasında sunulan bu YENİ DELİLLERE bakarak bozma kararı vermiştir.
Bozma kararında bir usul hukuku normuna atıf yapamayan Yargıtay "Boşanma davalarında hakim işten elini çektikten sonra temyiz aşamasında delil sunulabilir." şeklinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Türk Medeni Kanununun 184. maddesi hükmünde yer almayan bir USUL KURALI ihdas etmiştir. Kanun koyucu böyle düşünseydi Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Türk Medeni Kanununun 184. maddesi hükmü ile istisna getirebilirdi. Oysa Kanun koyucu böyle olmasını istememektedir.
Yerel mahkeme hakiminden "OLMAYAN BİR USUL KURALINI uygulamasını istemek aynı zamanda Hukuk Muhakemeleri Kanununun 33. maddesi hükmünü yok saymak anlamına da gelir.
Yargıtay'ın bozma kararında yazdığı gibi DELİL SUNMA SINIRINI boşanma hükmünün KESİNLEŞMESİ TARİHİNE kadar çekmesi ise boşanma davalarında SONSUZ SAYIDA delil sunma hakkını beraberinde getirir ki bu KURAL hem Hukuk Muhakemeleri Kanununun hem de Türk Medeni Kanununun 184. hükmünün dolaylı olarak ortadan kaldırılması sonucunu doğurur.
Boşanma davalarında TEMYİZ AŞAMASINDA yeni delil sunma hakkı yoktur. Hükmün bu gerekçe ile bozulması düşüncesine katılmam mümkün değildir.