Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Müştekinin soruşturma aşamasında "senin yüzünden 27 ay ceza aldım, bana bakmak zorundasın, yoksa seni mahalleden kazırım" şeklinde beyanı karşısında; bu husus müştekiye açıklattırılarak, daha önceden aralarında geçen husumet tam olarak tespit edilerek tartışılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Bir nolu bozma nedenine uyulması durumunda müştekinin iddia ettiği sözlerin sanık tarafından söylendiğinin ispatı halinde; olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek sonucuna göre TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
3) Kabule göre ise;
Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 günü, Resmi Gazete' de yayınlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.