HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1-5237 sayılı TCK'nun 61. maddesi uyarınca hakim somut olayda; suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını ve failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. 5237 sayılı TCK'nun “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3/1. maddesi uyarınca suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. Bu itibarla; kanunda öngörülen alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirlemek hâkimin takdir ve değerlendirme yetkisi içindedir, ancak Anayasanın 141/3. ve 5271 sayılı CMK'nın 34 ve 230,232 ve 289/1-g (1412 sayılı CMUK'nın 308/7) maddeleri uyarınca hükümde bu takdirin denetime olanak sağlayacak biçimde, hak ve nesafet kurallarına uygun, dosya içeriği ile uyumlu, yasal ve yeterli gerekçesinin gösterilmesi zorunludur. Yasa metinlerindeki ifadelerin tekrarı bu metinlerdeki genel nitelikli ölçütler somut olaya ve failine özgülenmediği müddetçe yeterli bir gerekçe değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda, dosyada ileri sürülen hususların mahkeme gerekçesine tam olarak yansıtılmaması ve sanık hakkında yasal ibarelerin tekrarı ile yetinilerek yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile teşdiden ceza verilmesi,

2- Sanıklar ile şikayetçinin arasında daha önceden adliyeye intikal eden husumetin olması ve sanıkların savunmalarında, suç tarihlerinde müştekinin hakaret ve tehdit içerikli sözler söylediklerini belirtmeleri karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak sonucuna göre sanıklar hakkında TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,

3-Gerekçeli kararda, sanıklar hakkında daha önceden de benzer suçlar nedeniyle davalar açıldığının belirtmesi karşısında, ilgili dava dosyaları getirtilip iddianame tarihleri de gözetilerek eylemlerin hukuki kesintiden önce ya da sonra işlenip işlenmediğinin belirlenmesi ve aşamasına göre bu dava ile birleştirilmesi, eylemlerin bütününün TCK'nın 43. maddesine konu olup olmayacağı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi,

4-Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 günü, Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, üst Cumhuriyet savcısı ve sanıklar ..., ...'ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 18/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.