Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.08.2018 tarihinde davalılardan ...'nin maliki olduğu ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunmayan ... plakalı motorsiklet ile dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu araç arasında çift taraflı trafik kazası meydana geldiğini ve kazada motorsiklette yolcu olan ...'ın vefat ettiğini, davacı müvekkili ... tarafından müteveffa ...'ın mirasçılarının destekten yoksun kalma tazminatı talebi üzerine 28.09.2018 tarihinde 254.402,00 TL ödeme yapıldığını, ... Yönetmeliği uyarınca davacı ... Hesabının zorunlu mali sorumluluk sigortasını yaptırmayan veya geçerli teminat tutarı üzerinden zorunlu sigortalarını yaptırmayan kişilere ve zarardan sorumlu olan kişilere rücu etme hakkı bulunduğunu, zorunlu trafik sigortası poliçesi bulunmayan 33... plakalı motorsikletin maliki ... ve sürücüsü olduğu iddia edilen ... yönünden ödenen tazminatın rücuan tahsili istemiyle ... İcra Müdürlüğü'nün 2018/448 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve davalılar tarafından takibe itiraz edildiğini belirterek davalıların haksız itirazının iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddia ve beyanlarını kabul etmediklerini, bahse konu kaza ile ilgili olarak ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/12 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, ceza dosyasında davalı müvekkili ...'nin 33... plakalı motosiklet sürücüsü olmadığının ve motosikletin vefat eden ... tarafından kullanıldığının belirlendiğini, diğer davalı müvekkili ... yönünden kazaya karışan motosikletin maliki olmasından dolayı dava açıldığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 87. maddesi gereğince ...'nın motosikleti kullanan ...'ın yakınlarına ödeme yapmasının yerinde olmadığını, olay tarihinde ...'ın motosikleti hatır için karşılıksız kullandığını, ...'nın hak sahiplerine yanlış veya fazladan ödeme yaptığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini ve haksız ve kötü niyetli yapılan icra takibinden dolayı asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu kaza nedeniyle kusur durumunun belirlenmesi için alınan 19.02.2020 tarihli kusur raporunda, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi bulunmayan 33... plaka sayılı motorsiklet sürücüsünün asli ve % 100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, davacı tarafından dava konusu kazaya karışan motorsikletin sürücüsünün ..., müteveffa ...'ın ise yolcu olduğunun ileri sürüldüğü, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/12 Esas ve 2019/62 Karar sayılı dosyasında ise motosiklet sürücüsünün müteveffa ... olduğu ve kazada asli kusurlu olduğu, kendi yaralanmasına neden olan olayda ...'nin tali kusurlu olduğu ve karşı araç sürücüsü ...'ın ise kusursuz olduğunun tespit edildiği, dosya kapsamı itibariyle davacının dava açarken belirttiği gibi ...'nin sürücü olmadığı, ...'ın sürücü, ...'nin yolcu olduğu, ceza mahkemesinde alınan kusur raporunun yüzdesel belirlenmesi için alınan raporda ...'ın %100 oranında asli kusurlu olduğu, ... için % 20 oranında atfedilen kusurun kendi zararına karşılık gelen müterafik kusur mahiyetinde olduğu, yolcu olduğu ceza dosyası ile sabit olan ...'nin araç işleteni ya da sürücüsü olmadığından davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine ve davacı ... ceza davasında davanın tarafı olmadığından kötüniyetli olmadığı anlaşıldığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, diğer davalı ... yönünden yapılan değerlendirmede ise; araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olması durumunda yakınlarına ödenen destekten yoksun kalma tazminatının güncel Yargıtay kararlarına göre mirasçılık sıfatına dayanmadığı ve destekten yoksun kalma zararlarının üçüncü kişi olarak talep edilebileceğinin kabul edildiği, müteveffanın kusurunun destekten yoksun kalanlara yansıtılamayacağı, mütevaffanın %100 oranında kusuruna rağmen hesaplama yapılabileceği, bu nedenle Güvence hesabının müteveffa ...'ın yakınlarına ödeme yapmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden kabulü ile ... İcra Müdürlüğünün 2018/448 Esas sayılı takip dosyasında davalı ... tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, diğer davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... yönünden incelemede; kaza tarihi itibarı ile aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin yaptırılmamış olması nedeniyle 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereği, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin kaza tarihindeki limitleri dahilinde işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu ...'nın karşılayacağı, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.3. maddesine ve A.5. maddesinin (ç) bendine göre, ancak üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla oluşan destek zararlarının, destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı kapsamında olduğu, bunun sonucu olarak, sigortacının destek zararlarından sorumlu olması için, motorlu aracın işletilmesi sırasında ölen kişinin mutlaka üçüncü bir kişi olması gerektiği, açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre somut olayda işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu araç sürücüsü olan murisin (destek) üçüncü kişi olarak kabulünün mümkün olmadığı, yine Genel Şartların A.6. maddesi (d) bendine göre destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat kapsamı dışında tutulması nedeniyle, somut olayda tam kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücü murisin destek tazminatının sigorta teminatı kapsamında olmadığı, bu nedenle davacı ... tarafından desteğin mirasçılarına yapılan ödemenin aracın işleteninden talep edilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalı ... yönünden kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu; davalı ... yönünden incelemede; davalı ...'nin zorunlu trafik sigortası bulunmayan motorsiklette yolcu konumunda olup kaza nedeni ile kusuru bulunmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı ...'nın ceza davasında taraf olmaması nedeniyle davacı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kaza tespit tutanağında ...'nin sürücü olduğunun tespit edildiğini, kaza tespit tutanağının aksi ispat edilene kadar resmi belge niteliğinde olduğunu, sürücünün desteğinden yoksun kalanların üçüncü kişi konumunda olduğu kabul edilerek zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazminat talep edebileceklerini, bu nedenle davalıların sorumluluğuna karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, Zorunlu Mali Sigortası Poliçesi bulunmayan motorsikletin karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu vefat eden sürücü ...’ın yakınlarına ... tarafından ödenen tazminatın rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.