Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası bulunmayan otobüsün karıştığı 09.01.2016 tarihli tek taraflı trafik kazası sonucunda, yolcu konumundaki davacıların eşinin/babalarının vefat ettiğini ve davacıların destekten yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir davacı yönünden ayrı ayrı 1.000,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; derdestlik itirazlarının bulunduğunu, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, kazaya karışan aracın... A.Ş. nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçenin varlığı nedeniyle davalı ...'nın sorumluluğunun bulunmadığını, davacıların desteğinin müterafik kusurunun bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 09.01.2016 tarihinde yabancı uyruklu kişilerin yolcu olarak bulunduğu otobüsün tek taraflı kazası sonucu araç sürücüsü dahil 9 kişinin öldüğü ve olayın göçmen kaçakçılığı yapıldığı sırada meydana geldiğinin anlaşıldığı, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "Kapsam Dışında Kalan Haller" başlıklı A.5. maddesinin (i) bendinde "cürüm ve cinayet işlemek veya bunlara teşebbüs," hallerinin bu sigorta teminatının dışında olduğunun ifade edildiği, davaya konu taşımacılık eyleminin, göçmen kaçakçılığı suçunun işlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olması nedeniyle 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'ndan doğan sorumluluğun davalıya yükletilemeyeceği ve rizikonun teminat kapsamı dışında kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu olayda, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında kalan nitelikte, yolcu taşımacısı tarafından yapılan bir taşıma faaliyetinin söz konusu olmadığı, taşımanın göçmen kaçakçılığı suçunun işlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olduğu, bu nedenle davalı ...'nın sorumluluğunun bulunmadığı, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu kazaya ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/191 sayılı dosyasında yürütülen soruşturma sonucu, göçmen kaçakçılığı suçunun işlendiğine dair bir tespit yapılmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu ve davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası bulunmayan otobüsün karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan davacı eş ve çocukların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve tüm deliller değerlendirildiğinde, davaya konu taşımanın göçmen kaçakçılığı suçunun işlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olmasına ve bu nedenle, davacıların zararının teminat kapsamı dışında olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, 09.01.2016 tarihinde, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası bulunmayan yolcu otobüsünün karıştığı tek taraflı trafik kazası neticesinde araçta yolcu olarak bulunan davacıların desteğinin vefat etmesi nedeniyle başvuru sahiplerinin işbu davada destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince “yabancı uyruklu kişilerin yolcu olarak bulunduğu otobüsün tek taraflı kazası sonucu araç sürücüsü dahil 9 kişinin öldüğü ve olayın göçmen kaçakçılığı yapıldığı sırada meydana geldiğinin anlaşıldığı, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "Kapsam Dışında Kalan Haller" başlıklı A.5. maddesinin (i) bendinde "cürüm ve cinayet işlemek veya bunlara teşebbüs," hallerinin bu sigorta teminatının dışında olduğunun ifade edildiği, davaya konu taşımacılık eyleminin, göçmen kaçakçılığı suçunun işlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olması nedeniyle 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'ndan doğan sorumluluğun davalıya yükletilemeyeceği ve rizikonun teminat kapsamı dışında kaldığı” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince “davaya konu olayda, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında kalan nitelikte, yolcu taşımacısı tarafından yapılan bir taşıma faaliyetinin söz konusu olmadığı, taşımanın göçmen kaçakçılığı suçunun işlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olduğu, bu nedenle davalı ...'nın sorumluluğunun bulunmadığı, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı” gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "Kapsam Dışında Kalan Haller" başlıklı A.5. Maddesinin (i) bendinde "cürüm ve cinayet işlemek veya bunlara teşebbüs," hallerinin bu sigorta teminatının dışında olduğu ifade edilmiştir.
Ancak dosya içerisindeki ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/191 Soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde, 09.01.2016 tarihinde Suriye uyruklu vatandaşların içerisinde yolcu olarak bulunduğu .... İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı 13... plakalı otobüsün devrilmesi nedeniyle meydana gelen trafik kazası neticesinde 9 kişinin öldüğü, birden fazla kişinin yaralandığı ve olay sonrasında göçmen kaçakçılığı suçu şüphesi ile soruşturma başlatılmışsa da soruşturma konusu olayla ilgili olarak şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, inandırıcı ve somut delilin bulunmadığı gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Buna göre, somut olayda ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/191 Soruşturma sayılı dosyasında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verilmiş olduğu, dava konusu taşımacılık eyleminin göçmen kaçakçılığı suçunun (cürüm) işlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olduğunun ispatlanamadığı, başka bir deyişle Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile sigorta teminatı dışında kalan hallerde sayılan A.5. maddesinin (i) bendinin burada uygulanamayacağı; yine gerek Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve gerekse de Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile sigorta teminatı dışında kalan hallerin tahdidi olarak sayılmış olduğu, kaldı ki bu amaçlı bir taşıma yapılıyor olsa bile Göçmen Kaçakçılığı suçunun faili olan sürücünün direksiyon hâkimiyetini kaybederek yapmış olduğu trafik kazası sonucunda 3. kişilerin uğradığı zararın teminat dışı olduğuna ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, hayatını kaybeden yolcu konumundaki desteğin göçmen kaçakçılığı suçunun faili değil mağduru olduğu dikkate alındığında zararın teminat kapsamında olduğu kabul edilerek hüküm kurulması ve davacıların hak ettikleri tazminatların hesaplanarak davalıdan tahsili gerektiği ve kararın bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.