Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 154 ada 21 parsel sayılı 945,21 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., dava konusu olmayan 154 ada 20 parsel sayılı taşınmazın kadastro sırasında adına eksik tespit edildiğini, mevcut eksikliğin dava konusu 154 ada 21 parsel sayılı taşınmazda kaldığını öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında vefat eden davacı ...'in mirasçıları davaya dahil edilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu 154 ada 21 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 5.1.2012 tarihli rapor ve eki haritada kırmızı kalem ile taralı olarak gösterilen 231,00 m2 yüzölçümündeki bölümünün ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nce düzenlenen veraset ilamında belirtilen paylar oranında davacılar ... mirasçıları adına, taşınmazın geriye kalan bölümünün ise Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

İddia ve savunma, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu 154 ada 21 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan idari yoldan oluşan ve dosya içerisinde 1/1000 ölçekli haritası bulunan 9.11.1992 tarih ve 6 sayılı tapu kaydı keşifte uygulanmadığı gibi davacıların tutunduğu ve dava dışı 154 ada 20 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan 21.3.1949 tarih ve 68 sayılı tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte ./.gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita da anılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde gösterilmediğinden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişsiz olduğundan yetersizdir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmüne göre kayıtların haritaya dayanması halinde kapsamlarının öncelikle haritasına göre belirlenmesi gerekir.
O halde; saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği araştırılmalı, tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca dava konusu taşınmazın tespitine esas alınan 9.11.1992 tarih ve 6 sayılı tapu kaydının dayanağı haritanın ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra haritalar çakıştırılarak yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, davacı tarafın tutunduğu 21.3.1949 tarih ve 68 sayılı tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılmalı, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye dayanılan tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla ve gerektiğinde tapu kayıtlarının yüzölçüm miktarları ile taşınmazların yüzölçüm miktarları da karşılaştırılmak suretiyle dava konusu taşınmazın niza konusu bölümünün davacı ve davalı tarafın tapu kayıtlarından hangisinin kapsamında kaldığı duraksamasız saptanmalı, niza konusu bölümün her iki tarafın da dayandığı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığının anlaşılması halinde önceki tarihli ./. tapuya değer verilmesi gerektiği, niza konusu bölümün davacı tarafın tutunduğu tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı ve davalı Hazine'nin tutunduğu tapu kaydı kapsamı içerisinde kaldığının anlaşılması halinde ise davalı Hazine'nin tutunduğu tapu kaydının oluşum tarihi olan 1992 tarihine kadar davacı taraf yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde öngörülen zilyetlik yoluyla kazanım koşullarının oluşmayacağı düşünülmeli, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de dava konusu taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte ve 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13,14,19 ve 20. maddeleri hükmü eşliğinde değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.