Mahkeme: İZMİR 40. Asliye Ceza Mahkemesi

Mahkûmiyet

Dosya incelendi.

1) İddianame içeriklerinde bahsi geçen, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/60106 soruşturma numaralı dosyanın aslı ya da onaylı örneğinin getirtilerek denetime imkan verecek şekilde bu dosya içerisinde bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2) İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/283 esas 2015/227 karar sayılı dosyasının 07/04/2015 tarihinde dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesine karşın, dosyanın aslı ya da onaylı örneğinin bu dosya içerisinde bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) 26/02/2015 ve 11/03/2015 tarihli eylemler ile ilgili olarak olumlu ya da olumsuz hüküm kurulmaması,
4) Kabule göre de;
Sanığın 10/12/2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle 19/02/2015 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı; 23/02/2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle 05/04/2015 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı; 26/02/2015 ve 11/03/2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemleri nedeniyle 02/04/2015 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, açılan tüm davaların İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/215 esas sayılı dosyasında birleştirilmesine karar verildiği, 19/02/2015 ve 05/04/2015 tarihli iddianamelerde, atılı suçların İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/60106 soruşturma numaralı dosyasında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde bulunduğu belirtilerek kamu davası açıldığı, bu halde ihlal niteliğinde kabul edilen 10/12/2014 ve 23/02/2015 tarihli eylemler TCK'nın 191/5. maddesi gereğince ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağından, soruşturma dosyalarının 2014/60106 soruşturma numaralı dosya ya da dava açılmış ise mahkeme dosyası ile birleştirilmesine karar vermek yerine kamu davası açılmış olmasının kanuna aykırı olduğu, UYAP’tan ve adli sicil kaydından, söz konusu 2014/60106 soruşturma numaralı dosya kapsamı incelendiğinde, suç tarihinin 22/05/2014, kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tarihinin 04/09/2014, iddianame tarihinin 16/02/2015 tarihi olduğu ancak yapılan yargılama sonucunda İzmir
Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 2020/1982 esas 2021/2736 karar sayılı dosyası ile kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, kararın 20/01/2022 tarihinde kesinleştiği görülmekle ve sanık hakkında TCK’nın 191/2. maddesi kapsamında verilmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmadığı anlaşılmakla;
a)10/12/2014 tarihli eylem bakımından yapılan değerlendirmede;
Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK'nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan kanunun 170. maddesinin 4. fıkrasında da; "iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır" düzenlemesine yer verilmiştir.
CMK'nın 225. maddesi uyarınca ise; "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açık aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda; iddianame içeriğinde 10/12/2014 tarihli eyleme ilişkin anlatım bulunmadığı, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemlerle sınırlı olduğu da gözetilerek yargılamaya konu eylemle ilgili CMK'nın 170. maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı halde dava konusu yapılması,
b) 23/02/2015, 26/02/2015,11/03/2015 tarihli eylemler bakımından yapılan değerlendirmede;
Suç tarihlerinden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihlerinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçları diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı uyarınca tabi tutulduğu tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihlerinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçları, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi'' kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıca madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu
davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca "davanın düşmesine", karar verilmesi,
b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava veya soruşturma yoksa veya sanık bu suçları daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise; 28/06/2014'ten önceki tarihlerde işlediği aynı suçtan dolayı verilmiş olan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararları dikkate alınmaksızın, suç tarihleri 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 28/06/2014 tarihinden sonra olduğu için bu suçlar nedeniyle 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri kararı ve gerektiğinde tedavi kararı da verilerek, infazına başlanması, sanığın erteleme süresi zarfında; aynı Kanun'un 191. maddesinin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde;
aa) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,
bb) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması,
cc) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,
Hallerinde, hakkında kamu davası açılması gerekirken, TCK'nın 191. maddesinin 2,3 ve 4. fıkralarında belirtilen şartların gerekleri yerine getirilmeden, bir başka deyişle kamu davasını açma koşulları oluşmadan doğrudan kamu davası açılmış olması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesiyle değişik TCK'nın 191. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, karar verilmesi yerine, yargılamaya devamla hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 15/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.