Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... İdaresi Genel Müdürlüğü (...) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacıya ait halihazırda ikamet ettiği ... ili, ... ilçesi, ... Mah. 1841 ada, 9 parselde kayıtlı 3 katlı kargir binanın hem güney, hem batı, hem de kuzey iç ve dış cephe duvarlarında bir süredir gözle görülür şekilde belirgin çatlaklar meydana geldiğini, çatlakların sebebinin belirlenebilmesi için ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/71 D. İş Esas sayılı dosyasıyla yapılan tespitte yapısal çatlaklar oluştuğunun, yüzeysel onarımın yeterli olmayacağının, onarım ve güçlendirme yapılması gerektiğinin tespit edildiğini, çatlakların oluşmasından hemen önce davalılardan ... Genel Müdürlüğü teknik ekiplerince davacıya ait binanın temeli ve duvarına sıfır mesafede altyapı ve şebeke kazı (su ve kanalizasyon) çalışmaları yapıldığını, binadaki çatlak ve hasarların da söz konusu çalışmaların hemen ertesi günü meydana geldiğini, zira bu çalışmalardan dolayı davacıya ait binanın temeline denk gelen boruların konulduğu ekiplerce kazılan alanların hemen kapatılması gerekirken bir süre açık bir şekilde kaldığını, kazılan çukurların içi şebeke suyu ile dolu iken üstünün toprakla doldurulup kapatılmaya çalışıldığını, ... ekiplerinin bu ihmalinin davacıya ait binanın tabanı ve temeline su sızmasına, birikmesine sebebiyet verdiğini, bu birikintinin bina ve temeline zarar verdiğini, akabinde binanın iç ve dış duvarlarında oldukça yoğun çatlaklar meydana gelmesine sebep olduğunu, yine davaya konu binaya bitişik yan parselde diğer davalı şirket tarafından devam ettirilmekte olan bitişik nizam inşaat çalışması bulunduğunu, davacıya ait binada meydana gelen çatlak ve hasarlara inşaat sırasında gerekli tedbirler alınmadan temel kazı ve çalışmaları yapılmasının sebebiyet verdiğini, inşaat sırasında kazıların, ilave yük ve titreşimlerin bina iç ve dış cephe duvarlarında çatlaklara sebep olduğunu, davalıların kusur ve ihmali sonucu davacıya ait binada oluşan çatlak ve hasarların ancak onarım ve güçlendirme ile giderilebileceği, yapılacak onarım veya güçlendirme binaya fayda sağlamayacak olursa binanın yıkılıp yeniden yapılmasının söz konusu olabileceğini, davacının her halükarda zarara uğradığının açık olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 22.12.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 127.343,30 TL'ye artırmıştır.

Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın bulunduğu bölgede 30.06.2018 tarihinde ... nolu iş emriyle kanalizasyon bağlantısı çalışması yapılmış olup çalışmalar esnasında herhangi bir sorunla karşılaşılmadığını, altyapı çalışmalarında atıksu hatlarının şehir merkezlerinde şebeke hat derinliğinin ortalama 2,00-2,20 metre civarında olduğunu, bahse konu bölgede yaklaşık 1,00-1,20 metre kazı derinliğinde çalışma yapıldığını, söz konusu derinliğin teknik açıdan bir binanın cephesine, temeline veya altyapısına zarar vermesinin mümkün olmadığını, sorunun binanın yan parselinde devam etmekte olan ve yaklaşık 4,00 metre kazı derinliğinde yapılan inşaat çalışmalarından ya da bina yapımında kullanılan malzeme, işçilik veya izolasyon malzemesinin teknik açıdan uygun olmamasından kaynaklanabileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... İnş. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin belirtilen adreste bulunan taşınmaz için ...'ya yaptığı başvurusuna istinaden ...'nun gerekli işlemleri yaparak müvekkilinin talebini yerine getirdiğini, ancak ... teknik ekiplerinin hatalı ve eksik çalışmaları sebebiyle sızıntı meydana geldiğini ve müvekkilinin binası ve başvurusundan bağımsız olarak bu arızayı gidermek için yine ... ekipleri tarafından çalışmalar başlatıldığını, davacının belirttiği adresteki binadaki çatlakların müvekkili firmayla ilgisi bulunmadığını, bunun müsebbibinin ... olduğunu, çatlakların teknik ekibin kapatma çalışmalarının hemen ertesi günü ortaya çıkmasının, sorumlunun ... olduğuna açık bir karine olduğunu, müvekkiline ait inşaat faaliyetlerinin ise bu kazı çalışmasından önce başlatıldığını, davacının taşınmazı riskli yapı statüsünde olup hasar alma ihtimalinin yüksek olduğunu, dava konusu taşınmaz eski bir yapı olup araştırma yapıldığında daha öncesinde bu yapının yıpranmış ve eskimeden kaynaklı çatlakların ortaya çıkma olasılığının yüksek olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacı tarafça, maliki olduğu 18 41... parsel sayılı taşınmazına komşu parsel olan aynı yerde kaim 18 41... parselde davalı ... İnşaat Şirketi tarafından yapılan bina inşaatı ve aynı yerde diğer davalı ... tarafından alt yapı ve su kazı çalışmasından kaynaklı taşınmazında meydana gelen hasarın ve binanın güçlendirilmesi için maddi tazminat talep edildiği, yargılama devam ederken davacıya ait olan binanın hasar durumunun ağır olması sebebiyle Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nüce yıkım kararı alınması üzerine davacı tarafça dava ıslah edilerek; taşınmazın yapı değeri, yıkım maliyeti ve taşınmazın tahliye edilmesinden yeniden yapım sürecinde mahrum kalınacak olan kira gelirinin talep edildiği, davalı şirket tarafından davacının maliki olduğu taşınmaza bitişik (komşu) parselde yapılan inşaat ve aynı şekilde tanık beyanlarının da doğruladığı üzere davalı ... tarafından davacıya ait binanın hemen bitişiğindeki boş alanda yapılan su hattına yönelik kazı çalışması ile davacıya ait yapıda meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağı bulunduğu ve mahkemece tazminatın miktarının belirlenmesine ilişkin olarak yapılan araştırma ve incelemeler ile yapılan her iki keşif sonucu alınan bilirkişi raporlarında davacıların maliki olduğu taşınmaza bitişik olarak davalı şirket tarafından yaptırılan bina ve davalı ... tarafından yapılan kazı çalışması sonrasında davacıların evinde hasar oluştuğunun tespit edildiği, mahkemece alınan tüm bilirkişi raporları bu noktada uyuşmakta olup davacıya ait olan binanın hasarlı hale gelmesinde alınan her iki bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere tarafların kusurlarının sebebiyet verdiği, davalı tarafın sebep olduğu zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gözetilerek davacının talep edebileceği tazminatın hesaplaması yönünden alınan 18.11.2020 tarihli ikinci ek bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile 127.343,30 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, ilgili alacağın 10.000,00 TL'sine dava tarihi olan 14.02.2019 tarihinden, bakiye 117.343,30 TL'sine ıslah tarihi olan 22.12.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... İdaresi Genel Müdürlüğü (...) vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, davacıların murisinin maliki olduğu binada meydana gelen çatlakların davalı ... tarafından yapılan kanalizasyon bağlantı çalışması ile diğer davalı şirket tarafından binaya bitişik inşaat yapılmasından kaynaklı olduğu iddiası ile işbu davanın açıldığı, mahkemece yerinde keşifle inşaat mühendisi ve harita mühendisi bilirkişilerden oluşan heyetten alınan 12.11.2019 havale tarihli raporda gerçekleşen zarardan davalı ...'nun %25, diğer davalı şirketin %75 oranında kusurlu oldukları ve hasar giderim bedelinin 60.000,00 TL olarak belirlendiği, davaya konu bina hakkında yıkım kararı alınması üzerine mahkemece yine yerinde keşifle iki inşaat mühendisi, jeoloji mühendisi ve fen bilirkişisi heyetinden alınan kök ve ek raporlarda gerçekleşen zarardan davalı ...'nun %25, diğer davalı şirketin %75 oranında kusurlu, binanın yapı değerinin 103.382,30 TL, yıkım maliyetinin 10.761,14 TL ve mahrum kalınan kira bedelinin 13.200,00 TL olduğunun belirlendiği, davacı tarafça tespit edilen bu bedellere göre dava değerinin ıslah edildiği, her iki bilirkişi raporundaki kusur oranlarının uyumlu olması ve bilirkişi raporlarının usulüne uygun düzenlenmesi birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü yönünde verilen kararın doğru bulunduğu, davacı vekili, dava dilekçesinde açıkça talep edilen tazminatların davalılardan kusurları oranında tazmin edilmesini istemediğinden her iki davalının tüm tazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hukuka uygun olduğu, davalı ... tarafından usulüne uygun ve süresinde tanık listesi verilmemesi nedeniyle tahkikat aşamasında diğer tarafların muvafakatleri olmadığından duruşma salonu dışında hazır edilen tanığın mahkemece dinlenilmemesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece itibar edilen raporlara itirazlarının dikkate alınmadığını, kanalizasyon bağlantı çalışmaları esnasında herhangi bir sorunla karşılaşılmadığını, yapılan çalışmada herhangi bir kusurlu davranış bulunmadığını, kanalizasyon şebeke bağlantılarının aboneden gelen talep üzerine 1,00-1,20 metre derinliğinde yapıldığını, bağlantılar için kullanılan Q150 mm koruge borularda sızdırmazlığın sağlanması açısından conta kullanıldığını, ayrıca kanalizasyon hatlarının abonenin kullanımına göre aktif olup içmesuyu hatları gibi içinde sürekli su bulunmadığını ve atıksu akışının sağlanması için belli bir eğimle imalat yapıldığını, bu nedenle zemine sızması ve zemini gevşetmesinin söz konusu olmadığını, davacının ... ekiplerince kapatılması gerekirken bir süre açık bırakıldığı, bu ihmalle binanın tabanı ve temeline su sızmasına birikmesine sebebiyet verdiği yönündeki iddialarının asılsız olduğunu, tespit dosyasında düzenlenen raporda davalı ...'nun kusurlu bulunmadığını, hasarın davalı idarenin hizmetin sunulması ile ilgili herhangi bir kusur veya ihmalinden değil diğer davalı şirket tarafından gerekli tedbirlerin alınmamasından kaynaklı meydana geldiğini, diğer davalıyla müşterek ve müteselsil olarak sorumlu tutulmalarının hukuka uygun olmadığını, 8. celsede duruşma salonu dışında hazır olmasına karşın tanıklarının dinlenmediğini, hasar tespitini, kusur oranını, zarar miktarını ve faizi kabul etmediklerini, dava konusu taşınmazın bir kısmının yola tecavüzlü olmasından dolayı halihazırda yıkılması gereken bir bina için istenilen tazminatın haksız ve yersiz olduğunu beyan etmektedir.

Uyuşmazlık, davacılar murisine ait kargir nitelikteki binaya bitişik parselde davalı şirket tarafından yapılan bina inşaatı sonucu komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle ve aynı yerde diğer davalı ... tarafından yapılan alt yapı ve kazı çalışması sonucu haksız eylem nedeniyle davacılar murisine ait ve yıkım kararı verilen hasarlı binanın yapı değeri, yıkım maliyeti ve kira kaybına ilişkin tazminat istemlerine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, tespit dosyasında düzenlenen 23.11.2018 tarihli raporda çatlak boyutunun az miktarda olduğu belirlenmişse de mahkemece yapılan keşfe binaen düzenlenen 12.11.2019 tarihli raporda mevcut çatlakların daha genişlemiş olduğunun tespit edilmesine, yargılamada alınan bilirkişi raporlarıyla her ne kadar ilk zarar bitişik nizam inşa edilen yapıdan kaynaklı olsa da davalılardan ...'nun yaptığı kanal kazısını kapatmayarak içerisine dolan suyun davacılara ait binanın temeline sızarak esasen oluşan hasarı daha da görünür hale getirdiğinin ve temeldeki oynamanın gün yüzüne çıktığının belirlenmesine, zararın artmasına sebep olan su sızıntısı nedeniyle ...'nun %25 oranında, diğer davalının ise %75 oranında kusurlu bulunmasına, davacının zararının tamamını müteselsil sorumlu olan davalılardan kusur oranlarıyla bağlı olmaksızın talep edebilmesine, tazminatın kendi payına düşen kısmından fazlasını ödeyenin fazla ödemesi için diğer müteselsil sorumluya karşı kusuru oranında rücu edebilmesine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... İdaresi Genel Müdürlüğü (...) vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.