Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde; ... Adliyesinde kendisinin soruşturma, kovuşturma ve hukuk davaları ile ilgili süreçlerinin bulunduğunu, bunların bir kısmının sonuçlandığını, bir kısmının devam ettiğini, söz konusu yargılama süreçlerinde haksızlığa uğradığını, hâkim ve savcıların yönlendirildiğini, mağduriyetlerinin oluştuğunu, HSK nezdinde idari başvurularda bulunduğunu belirterek 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 46. maddesinde; devletin sorumluluğu ve rücu maddesi başlığı altında, hâkimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği, söz konusu davanın HMK'nın 47. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay'ın ilgili hukuk dairesinde dava açılabileceği, söz konusu davanın devlet yani Hazine aleyhine karşı açılabileceğinin hüküm altına alınmış olduğu, davacının talebinin ilk derece mahkemesi olarak mahkemede görülmeyeceği gibi Adalet Bakanlığı aleyhine değil Hazine aleyhine açılması gerektiği, davacının husumet olarak Adalet Bakanlığını gösterdiği, pasif husumet hususunda davalının Hazine olması gerektiği ve ayrıca söz konusu davanın Yargıtay'da ilk derece sıfatı ile görülmesi gerektiği gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dosya üzerinde karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, icra dairesi görevlilerinin kusurlu ve hukuka aykırı bir fiiline dayalı olarak Adalet Bakanlığı'na husumet yönetilmediğinin anlaşıldığı, HMK'nın 46. maddesine göre, hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı maddede sayılan sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği, aynı Kanun'un 47. maddesinde davaların açılacağı mahkemenin düzenlendiği, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 93/A maddesinde düzenlenen hâkimlerin kişisel kusurlarından dolayı doğrudan ilgili hâkime karşı dava açılamayacağı yönündeki hükmün 2014 yılında kaldırıldığı, hâkimlerin yargılama faaliyeti sırasında yargılama faaliyeti ile ilgili olmayan bir haksız fiil işlemeleri halinde, zarar görenin, genel hükümlere dayanarak hâkime genel mahkemelerde tazminat davası açabileceği, HMK'nın 46 ve devamı maddeleri arasında düzenlenen tazminat davasının hâkimin yargısal faaliyeti dolayısı ile verdiği zararların tazminine yönelik olduğu, hâkimin yargısal faaliyeti sırasındaki yargısal faaliyetiyle ilgili olmayan ve yargısal faaliyeti dışındaki fiil ve kararlar hakkında uygulama alanı bulmadığı, davaya konu somut olayda, davacı tarafından tarafı olduğu bir kısım davalarda verilen kararlar ile ilgili iddialarda bulunulduğu ancak doğrudan hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı vermiş oldukları kararlar ile ilgili dava açılmadığından husumetin Adalet Bakanlığı'na düşmeyeceği yönündeki kabulün yerinde olduğu, 5271 sayılı CMK’nın “Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat istemi” başlıklı 141. maddesinin 3. fıkrasının “Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.” aynı Kanun'un “Tazminat isteminin koşulları” başlıklı 142 maddesinin 2 bendinin ise “İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.” şeklinde düzenlendiği, dava konusu olayda, davacı tarafından dava dilekçesinde ismi belirtilmeyen Cumhuriyet savcısının bir takım haksız eylemlerinin dava konusu edildiği, Cumhuriyet savcısının verdiği karar ve yaptığı işlemler nedeniyle tazminat davalarının ancak devlet aleyhine açılabileceği kuralı gözetildiğinde Adalet Bakanlığı'na husumet düşmeyeceği, davacının dava dilekçesinin çok sayıda farklı olaylara ilişkin haksız eylemlere dayalı olduğu, davalı ...'na husumet yöneltilmesini gerektirir somut bir iddia ileri sürülmediği, hâkim ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararların yargısal denetime tabi olduğu, verilen karar ve yapılan işlemler ile ilgili Adalet Bakanlığı'na husumet düşmeyeceği, Adalet Bakanlığı'nın ihmali yüzünden iddia edildiği gibi nasıl bir terör ve işkencenin yapıldığının somutlaştırılmadığı, suç örgütü iddiasının kime yöneltildiğinin açık olmadığı, söz konusu davada netice olarak Adalet Bakanlığı'na husumet düşmeyeceğinden davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararı hukuka, usule uygun olsa da gerçeği yansıtmadığını, konunun ne ilk derece ne de bölge adliye mahkemesince anlaşılmadığını, bir mahkeme kararından dolayı mağdur olması nedeniyle dava açmadığını, idarenin denetim görevini yerine getirmemesi nedeniyle idareden, Adalet Bakanlığından, HSK'dan şikayetçi olduğunu, örneğin ... gibi belki de bunun bir parçası olan bir çeteden şikayetçi olduğunu, bu konunun Yargıtayla ilgisi olmadığını, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini, şikayetine konu mahkeme kararlarının da olduğunu, ancak hâkim ve savcılara bilerek yanlış yaptıran ve etkileyen bir çete olduğunu, tazminat talebinin ise bu çetenin kendisine verdiği zararla ilgili olduğunu, hatalı olanın görevini gereği gibi yerine getirmeyen idare olarak Adalet Bakanlığı olduğunu beyan etmektedir.
Uyuşmazlık, maddi ve manevi tazminat talebiyle açılan davada davalı ... Bakanlığına husumet yöneltilmesinin doğru olup olmamasına ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, davacının iddiasına, dayandığı belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.