Kararı Veren
Yargıtay Dairesi: 16. Ceza Dairesi
Mahkemesi: Ceza Dairesi
Sayısı:
1205-1539
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık ... hakkında TCK'nın 314/2,3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62,53,58/9,63. maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin ... 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.03.2017 tarihli ve 20-51 sayılı hükme yönelik sanık müdafisince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 16.06.2017 tarih ve 1205-1539 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kararın da sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16.Ceza Dairesince 19.03.2018 tarih ve 3960-804 sayı ile temyiz talebinin süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle CMK'nın 291. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 24.05.2018 tarih ve 59308 sayı ile;
"...
Yüksek Yargıtayın uygulamaları ile işin tutuklu olması karşısında, Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 19.03.2018 tarih ve 2017/3960 esas, 2018/804 karar sayılı kararında yer verilen 'kararı Adli tatilin bitiminden itibaren 7 gün içinde kanun yoluna başvurmasının gerekliliği,' ibaresinin maddi hataya müsteniden yazılmış olduğu düşünüldüğünden, anılan hatanın düzeltilmesini talep etmek gerekmiştir." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesince 24.09.2018 tarih ve 2523-3149 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; tutuklu işler bakımından adli tatilde temyiz süresinin işleyip işlemeyeceği hususuna ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
... 2. Ağır Ceza Mahkemesince 16.03.2017 tarihinde, sanığa silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası verildiği,
Bu hükme yönelik sanık müdafisi tarafından Bölge Adliye Mahkemesine başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, 16.06.2017 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği,

Bölge Adliye Mahkemesi kararının 27.07.2017 tarihinde, sanık müdafisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi üzerine sanık müdafisinin kararı 11.09.2017 tarihinde temyiz ettiği,
Anlaşılmaktadır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin temyiz talebini süresinden sonra yapıldığından reddettiği,
Ceza Genel Kurulunca öncelikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ''Maddi Hatanın Düzeltilmesi İstemi'' başlıklı itirazının Daire gönderme kararı da dikkate alındığında itiraz mahiyetinde olduğu ve kararın gerekçesine yönelik itirazın mümkün bulunduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un "Adli tatil" başlıklı 331. maddesi;
"(1) Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl ağustosun birinden eylülün beşine kadar tatil olunur.
(2) Soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceği, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.
(3) Tatil süresince bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar.
(4) Adli tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır",
Şeklinde iken, 26.08.2011 tarihli ve 28037 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 08.08.2011 tarihli ve 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 27. maddesi ile maddenin birinci fıkrası; “Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuzbir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler” şeklinde değiştirilmiştir.
Anayasa Mahkemesince 18.07.2012 tarih ve 2012-108 sayı ile CMK'nın 331. maddesinin 650 sayılı KHK ile değişik birinci fıkrasının iptaline karar verilmiş ancak söz konusu iptal hükmü 1 Temmuz 2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bununla birlikte 27.06.2013 tarihli ve 6494 sayılı Kanun’un 25. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 331. maddesinde değişiklik yapılmış ve maddenin birinci fıkrası; "Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler" şeklindeki son hâlini almıştır.
Aynı maddenin 2. fıkrasında, anılan makam ve mahkemelerin bu süre içinde, sadece soruşturmaları, tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaları ve ivedi sayılacak diğer hususları yerine getirecekleri belirtilmiş, 3. fıkrasında Yargıtayın, yalnız tutuklu işlere ilişkin veya 5320 sayılı Kanun’un 18. maddesi ile 1 Haziran 2005 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılan Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapacağı, 4. fıkrasında ise, adli tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceği, bu sürelerin tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Sürenin uzaması kuralının uygulanabilmesi için, kararın tebliğinin tatilden önce gerçekleştirilmesi, işlemeye başlayan sürenin adli tatil içinde sona ermesi gerekmektedir. Bu takdirde tatilden önce işleyen kısma bakılmaksızın süre, adli tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzayacaktır. Öte yandan 14.02.1934 tarihli ve 47-1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre de kararların, adli tatile rastlayan dönemde tebliği geçerli olmakla birlikte, tatilde süre işlemeyeceği için bu durumda temyiz süresi adli tatilin bitiminden itibaren başlayacaktır.
Konunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun'da yer alan düzenlemesi kanunun 104. maddesinde yer almaktadır;
HMK'nın 104. maddesinde; '' Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır'' düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenlemeye göre adli tatile tabi olmayan işlerde sürelerin işleyeceği anlaşılmakta olup bu husus kanunun gerekçesinde de açık şekilde ifade edilmiştir.

Uyuşmazlık konusu CMK'nın 331. maddesinde, HMK'nın 104. maddesine benzer bir düzenlemeye yer verilmemiş olmasından kaynaklanmakta olup, konunun aydınlatılabilmesi için CMK'nın kanun yollarına başvuru şart, usul ve sürelerini düzenleyen hükümleri yanında, adil yargılanma hakkı, kanun yoluna başvurma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı bakımından incelenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

2-Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 10.06.2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.