1. Taraflar arasındaki “kamulaştırma bedelinin tespiti ve terkin” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davacı idare vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı idare vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
4. Davacı idare vekili dava dilekçesinde; Erzurum-Tortum Devlet yolunun yapım ve emniyet sahasına rastlayan taşınmazların kamulaştırması amacıyla davalıya ait Erzurum ili Yakutiye ilçesi Dumlu Mahallesi 127 parselin ifrazı sonucu oluşan 1799 parsel nolu 3.856,25 m2 taşınmazın tamamının idarece kamulaştırılmak istenildiğini, pazarlık usulünde anlaşma sağlanamadığını belirterek taşınmazın tamamının kamulaştırma bedelinin tespitine, tespit edilen bedelin davalıya peşin ödenmesi kaydıyla tüm takyidatlardan ari yol olarak terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili cevap dilekçesinde, Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/513 E. sayılı dosyasında aynı taşınmaz hakkında TEDAŞ tarafından 2013 yılı metrekare birim fiyatı olarak 30 TL belirlendiğini, komşu taşınmazların 2014 yılı metrekare rayiç bedellerinin 60-65 TL civarında olduğunu belirterek taşınmazın gerçek piyasa bedellerinin belirlenmesi gerektiğini savunmuştur.
6. Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.01.2015 tarihli ve 2014/456 E. 2015/3 K. sayılı kararı ile; davalıya ait taşınmazın kamulaştırılan alan içinde kaldığı, kamulaştırma bedelinin depo edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Erzurum ili Yakutiye ilçesi Dumlu Mahallesi 127 parsel sayılı taşınmazın ifrazı sunucu olaşan 1799 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine, kamulaştırma bedelinin 39.735,28 TL olarak tespiti ile bu bedele 09.09.2014 tarihinden itibaren iş bu karar tarihine kadar yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıya ödenmesi bakımından ilgili banka şubesine müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 5. Hukuk Dairesince 19.11.2015 tarihli ve 2015/9115 E. 2015/21432 K. sayılı kararı ile; ''...Hükme esas alınan bilirkişi raporu ve karar geçerli değildir. Şöyle ki;
1-Dava konusu taşınmazın niteliği ve bilirkişi raporundaki yansıyan özelliklerine göre taşınmaz arazi değil, arsa niteliğindedir. Kaldı ki; taşınmazdan geçen enerji nakil hattının kamulaştırılmasına ilişkin olarak başka bir idarece açılan ve Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/513 Esasında görülen davada 2013 yılı itibari ile taşınmaz arsa kabul edilmiş ve emsal incelemesi yapılarak metrekaresine 30,00 TL. Üzerinden değer biçilmiş ve hüküm dairemizdeki temyiz incelemesi sonunda onanmıştır. Bu itibarla;
Taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için taşınmazın arsa niteliğine uygun olacak şekilde yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapılarak, yukarıda belirtilen davada belirlenen bedel de göz önüne alınıp, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Dava konusu taşınmaz üzerinden geçen ve yukarıda belirtilen davada dava konusu yapılan enerji nakil hattının taşınmazda oluşturduğu değer düşüklüğünün taşınmazın bedelinden indirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiği halde, davanın niteliğide dikkate alındığında davalı lehine vekalet ücretine karar verilmemesi,
Doğru görülmemiştir,...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
9. Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.06.2018 tarihli ve 2016/117 E. 2018/262 K. sayılı kararı ile, önceki karar gerekçesi ile bozma kararının 1 numaralı bendi yönünden direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davacı idare vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini istemine ilişkin eldeki davada, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde mi yoksa arazi niteliğinde mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, temyize konu kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; dolayısıyla temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak değerlendirilmiştir.
13. Bilindiği üzere direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek, yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi).
14. Başka bir anlatımla mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek, dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukukî olguyu değiştirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
15. Somut olayda mahkemece verilen ilk kararda taşınmazın arazi niteliğinde olduğu kabul edilmek suretiyle gelir metoduna göre hesaplama yapan 08.08.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporu esas alınmak suretiyle kamulaştırma bedelinin 39.735,28 TL olarak tespit edildiği, kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Özel Daire tarafından taşınmazın arsa vasfında olması nedeniyle emsal araştırması yapılarak bilirkişiden rapor alınması, dava konusu taşınmazda bulunan enerji nakil hattının taşınmazda oluşturduğu değer düşüklüğünün bedelden indirilmesi ve davalı kendisini vekille temsil ettirdiği hâlde davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle bozma kararı verildiği, bozma üzerine mahkemece 24.03.2016 tarihli celsede bozma kararının 1 nolu bendi yönünden direnme kararı verilerek sair hususlar yönünden bozma kararına uyulduğu, daha sonra taşınmaz başında 15.04.2016 ve 16.12.2016 tarihlerinde iki kez keşif yapıldığı, mahkemece ikinci keşif sonucu alınan ve taşınmazı arsa niteliğinde kabul ederek emsal değerlendirmesi yapılan 06.02.2017 tarihli bilirkişi kurulu raporu esas alınmak suretiyle direnme olarak adlandırılan kararın verildiği anlaşılmıştır.
16. Buna göre mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, bozma konusu ile ilgili bozmadan sonra ortaya çıkan yeni delil ve olgulara dayalı olarak oluşturulan yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
17. Hâl böyle olunca, kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.
18. Bu nedenle yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
19. Öte yandan temyize konu bozma kararında yer alan ve “…2-Dava konusu taşınmaz üzerinden geçen ve yukarıda belirtilen davada dava konusu yapılan enerji nakil hattının taşınmazda oluşturduğu değer düşüklüğünün taşınmazın bedelinden indirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, 3-Davalı, kendisini vekil ile temsil ettirdiği halde, davanın niteliğide dikkate alındığında davalı lehine vekalet ücretine karar verilmemesi,…”nin doğru olmadığı gereğine işaret eden ikinci ve üçüncü bentte yer alan bozma nedenlerine mahkemece uyularak bozma doğrultusunda işlem yapılmıştır.
20. Bu durumda bozma kararına uyularak oluşturulan hüküm Özel Dairesince incelenmediğinden, bu hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için de dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
Açıklanan nedenlerle;
Taraf vekillerinin yeni hükme ve mahkemece bozma kararının 2 ve 3. bentlerine uyularak kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
Ancak karar düzeltme yolunun açık olması sebebiyle öncelikle mahkemesince Hukuk Genel Kurulu kararının taraflara tebliği ile karar düzeltme yoluna başvurulması hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna, başvurulmaması hâlinde ise mahkemesince doğrudan Yargıtay 5. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.03.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.