SUÇLAR: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel taciz
Mahkumiyet, beraat
Tüm dosya kapsamına göre, sanık ... tarafından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi sırasında gerçekleştirildiği kabul olunan ve temyiz edilmeksizin kesinleşen ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru niteliğindeki kasten yaralama ile tehdit suçları bakımından kanun yararına bozma yoluna gidilmesi mümkün görülmüştür.
1- Katılan sanık ... hakkında cinsel taciz suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde,
Mahkemece, kanıtlar değerlendirilip gerektirici nedenleri açıklanmak suretiyle verilen beraat kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, katılan vekilinin mağdure ile sanık arasındaki arkadaşlık ilişkisinin, eylemi hukuka uygun hale getirmeyeceğine, mahkemece soyut beyana dayalı olarak karar verildiğine, kararın hatalı olduğuna dair temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince,
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a- Ceza Genel Kurulu'nun 25.10.2018 gün ve 2016/7-127 Esas, 2018/482 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı CMK'nın 225/1. maddesine göre, hükmün konusu iddianamede gösterilen fiil olduğu, "Yargılamayı yapan mahkemenin fiilin hukuki niteliğini takdirde iddia ve savunmalarla bağlı olmadığı, kanunun açık ve kesin olan bu hükmü karşısında, mahkemece sanığın yargılama sonucunda sabit kabul edilen fiilinin hukuksal niteliğine göre hüküm kurulması gerekirken, fiil nitelik yönünden ikiye bölünerek, aynı fiilden dolayı iki ayrı mahkumiyet kararı verilmesi,'' Ceza Muhakemesi Kanununa aykırılık oluşturacaktır.
Oluşa ve dosya içeriğine göre; katılan sanık ... ile mağdure Gamze'nin arkadaş oldukları, mağdure Gamze'nin babası sanık ...'in her ikisi arasında karşılıklı gerçekleşen cinsel içerikli mesajlara vakıf olması üzerine sinirlenerek, kızı mağdure Gamze'nin telefonu ile katılan sanık ...'a mesaj atıp, buluşmak istediğini söylediği, mesajların Gamze'den geldiğini düşünen Batuhan'ın araçla buluşma noktasına geldiği, sanık ...'in bina önünde karşılaştığı komşusu tanık Faruk'tan araçla kendisini beklemekte olan Batuhan'ın yanına bırakmasını istediği, araçla yaklaştıkları sırada, sanığı fark eden katılan sanık ...'ın kaçmaya başladığı, sanık ... ve tanık Faruk'un araçla Batuhan'ı takip ettikleri, bir süre sonra yetiştikleri, sanık ...'in Batuhan'ın aracına binerek ele geçirdiği sopayla, aracı buluşma yeri olan okula sürmesini istediği, okul önüne geldiklerinde araçtan indikleri, sanık ...'in katılan sanığı sopa ile darp ettiği, kızı ile konuşmaması hususunda tehditte bulunduğu, son olarak katılan sanığın kendisini bırakmasını istemesi üzerine, sanık ...'in katılan sanık ...'ın ayrılmasına izin verdiği anlaşılan olayda, sanığın cebir, tehdit ve hile kullanarak gerçekleştirdiği kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK.nın 109/2, 109/3-a maddesine göre cezalandırılması yerine, suç vasfında yanılgıya düşülerek temel cezanın TCK.nın 109/1. maddesine göre belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, ayrıca temadi eden eylemde mağdura yönelik olan kasten yaralama ve tehdit eylemlerinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olması nedeni ile ayrı bir suç olarak değerlendirilmeyeceği gözetilmeksizin, yazılı şekilde eylemin vasıf yönünden bölünerek atılı suçlardan ayrı ayrı hükümler kurulması suretiyle CMK.nın 225/1. maddesine aykırı davranılması,
2- Kabule göre de; adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar mahkumiyet niteliğinde bulunmadığından, sanık hakkında kurulan hükümde, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunda bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduktan sonra yeniden suç işlemesi göz önünde bulundurulduğundan bahisle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3- Mahkum olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında cezanın infazı tamamlanıncaya kadar TCK.nın 53/1. maddesinde yer alan hak yoksunluklarının uygulanmasına, TCK.nın 53/3. maddesi uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı hak yoksunluğunun, sanığın sadece kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından uygulanmamasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. ve 326/son maddeleri gereğince, ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 10.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.