Davacı, işine iadesine, işe başlatmama durumunda ödenecek tazminatın 8 aylık ücreti tutarında belirlenmesine, boşta geçen süre için 4 aylık ücreti ve diğer haklarının ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine ekarar vermiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, işe iadesini işe başlatmama durumunda ödenecek tazminatın 8 aylık ücreti tutarında belirlenmesine, boşta geçen süre için 4 aylık ücreti ve diğer haklarının ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi görevlendirilir. İş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesine açılan dava "iş mahkemesi sıfatıyla" açılmamış ise, mahkeme görevsizlik kararı veremez. Bu durumda asliye hukuk mahkemesi tarafından, verilecek bir ara kararı ile davaya "iş mahkemesi sıfatıyla " bakmaya devam olunur.
Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, Mahkemenin göresizliğine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir.
Somut olayda, davacının şahsi sicil dosyasından fesih tarihinde bilgisayar programcısı göreviyle işçi olarak çalıştığı anlaşılmaktadır.
Daha önce aynı şekilde işten çıkarılan işçilerin açmış oldukları davalarda da davacılar işçi olarak kabul edilerek temyiz incelemeleri sonuçlandırılmıştır.( 9. Hukuk Dairesi 2010/19475 E. 2010/21837 K. 05.07.2010; 22. Hukuk Dairesi 2011/10063 E. 2012/7880 K. 19.04.2012-22. Hukuk Dairesi 2012/18809 E. 2012/20650 K. 02.10.2012-22. Hukuk Dairesi 2011/14664 E. 2012/7851 K. 19.04.2012-22. Hukuk Dairesi 2011/17827 E. 2012/16338 K. 10.07.2012)
Davacının çalışma sistemi ve sorumlulukları ile ilgili 5190 sayılı Kanunla yükümlülükler getirilmesi davacının işçi statüsünde olmadığını göstermemektedir.
Kaldı ki, 5190 SK. 20.maddesindeki “(2) TİM ve birliklerde istihdam edilenler, bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılacak yönetmelik hükümleri ile 4857 sayılı İş Kanunu ve İnsan Kaynakları Yönetmeliği hükümlerine tabidir.” şeklindeki düzenleme de davacının işçi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu nedenlerle, davanın esasının incelenmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 25.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.