5237 sayılı TCK'nın 85/1,62,53/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sanığın kusurunun bulunmadığına ilişkin ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,

1- Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1 ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle TCK'nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, bir kişinin ölümüyle sonuçlanan somut olayda, sanığın tali kusurlu olduğu mahkemece de kabul edildiği halde, “suçun işleniş şekli, işlendiği yer, zararın niteliği, sanığın kişisel ve sosyal konumu, suçtan sonraki tutum ve davranışları nazara alınarak” şeklindeki, sanığın kusur durumu ve dosya kapsamıyla çelişen gerekçelerle; ayrıca, kanunda yer almayan ifadelere dayalı olarak, hükmolunan temel cezada asgari hadden ayrılmak suretiyle sanığa fazla ceza tayin edilmesi,
2- 5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddesinde, 3 aydan az ve 3 yıldan fazla olmamak üzere sürücü belgesinin geri alınabileceği düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca tayin olunacak güvenlik tedbirinin süresinin, fiilin ağırlığı ile orantılı, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun olacak şekilde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın tali kusurlu olduğu kabul edildiği halde, sanığın kusur durumu ile orantısız ve alt sınırdan ayrılma gerekçesi de açıklanmaksızın, tamamen takdire dayalı biçimde, 2 yıl 6 ay süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi,
3-5237 sayılı TCK'nın 50/4. maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık ve suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılması gerektiği gözetilmeden, bir kişinin ölümüyle sonuçlanan kazada tali kusurlu olup, dosya içeriğindeki delillere göre olumsuz bir kişiliği belirlenemeyen ve sabıkası da bulunmayan sanık hakkında, “Sanığa isnat edilen suçun niteliği, suçun işlenmesindeki şekil ve özellikler nazara alınarak” şeklindeki, oluş ve dosya kapsamıyla çelişen gerekçelerle, sanığa hükmolunan uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmemesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 25.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.