Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiracı tarafından kiralayan aleyhine açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının çalıştırdığı araba kiralama şirketinden araç kiraladığını, kira sözleşmesini imzalarken alt kısmında senet olduğunu fark etmediğini, kiraladığı aracın arızalanması üzerine başka araç verilerek arızalı aracın geri alındığını, aracın kira bedelinin davalıya ödediğini, davalının sözleşmenin alt kısmındaki senedi 11.000 TL bedelli olarak doldurduğunu ve 4000 TL alacağın tahsili için icra takibi başlattığını belirterek Adana 5. İcra Müdürlüğünün 2010/10666 sayılı dosyasında yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile haksız takip nedeni ile %40 İcra tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının senet imzalayarak müvekkiline verdiğini, davacının senetteki imzasını inkar etmediğini, senet bedelinin ödenmesi gerektiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Yargılama sırasında davacı vekilinin tanık dinletme talebinin reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili, hangi konuda yemin teklif ettiklerini belirtmeksizin davalıya yemin teklif ettikleri konusunda beyanda bulunmuştur. Duruşmaya katılan davalı asil 29/11/2011 tarihli yeminli beyanında; Takibe konu senedin davacı ile aralarındaki araba kiralama sözleşmesinden dolayı düzenlendiğini, senedin teminat amaçlı olduğunu, davacının aracı kiraladıktan sonra telefonla arayarak hararet yaptığını söylediğini, kendisinin aracı çekici ile getirmek zorunda kaldığını aracı tamirciye götürdüğünü, tamircinin motoru indirerek, araba hararet yaptıktan sonra yolculuğa devam edildiği için motorun yandığını söylediğini, aracın tamiri ve çekici parası ile birlikte 4.000 TL zarara uğradığını senedi de bundan dolayı icra takibine koyduğunu beyan etmiştir. Mahkemece davalının takip konusu senedin teminat senedi olduğunu kabul ettiği bu sebeple ispat yükünün davalı alacaklıya geçtiği, davalının zarar ve miktarını kanıtlaması gerektiğini bu yönde kanıt sunulmadığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu edilen 10/08/2010 tanzim tarihli, 01/10/2010 vade tarihli 11.000 TL bedelli bonoda kira sözleşmesi gereğince teminat senedi olarak verildiğine dair bir ibare bulunmamaktadır. Ancak, davalı 29/11/2011 tarihli duruşmadaki beyanı ile senedin teminat
amacıyla verildiği kabul edilmiştir. Bu durumda davalı alacaklı senet ile teminat altına alınan hor kullanmadan doğan alacak ve miktarını yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Mahkemece, davalıya alacağını ispat yönünde delillerini sunma imkanı verilerek sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 19/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.