Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, sahtecilik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, maliki oldukları 826 ada 230 parsel sayılı taşınmazdaki payların bilgileri dışında sahte imza ile tanzim edilen satış akdi ile davalıya devredildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, satış işleminin gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 8759 ada 4 (eski 826 ada 230) parsel sayılı taşınmazın 187/863 payı elbirliği halinde davacılar ... ve İlkay Işin adına kayıtlı iken davacı ...’nin kendi adına bizzat, diğer davacı ...’a vekaleten anılan payı 05.02.2013 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği, eldeki olaydan dolayı iftira suçuna ilişkin olarak davacı ... aleyhine Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan dava (2015/314 Esas, 2016/230 Karar) sonucu neticede sanık ... Işın’ın hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz incelemesi için Yargıtay da bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.
Şöyle ki; 05.02.2013 tarihli 4068 yevmiyeli resmi akitteki imzanın davacı ...’ın eli ürünü olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınmadan sonuca gidilmiştir.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nun 211. maddesi ve 15/7/2018 tarih ve 30479 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum Ve Kuruluşlar İle Diğer Kurum Ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 22. maddesi uyarınca; temlik işleminde kullanılan imzanın sahte olduğu iddiası, başka bir ifadeyle imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunun Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince saptanması gerekeceği kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece 05.02.2013 tarihli resmi akitteki imzanın davacı ...’nin eli ürünü olup olmadığı hususunda bir araştırma yapılmış değildir.
Hâl böyle olunca, davacı ...’nin, resmi ve özel kurumlarda bulunan imza ve yazılarını havi belgelerin temini ile dosyanın kül halinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmesi, Fizik (Grafoloji) İhtisas Dairesi'nden 05.02.2013 tarihli 4068 yevmiyeli resmi akitteki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.