Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; 16.06.2014 günü, sürücüsü ... olan davalı şirkete sigortalı 56... plakalı aracın, babası ...'a ait olan ... Köyü, No: 128, ... adresindeki ikamet ettikleri evin altında bulunan ve garaj olarak kullanılan bölüme girmek için dönüş yaptığı sırada garaj yanında bulunan evin merdivenlerinin birinci basamağında bulunan müvekkillerinin oğlu ...'a çarpması sonucu ağır yaralanan ...'ın sevk edildiği ... Devlet Hastanesi'nde hayatını kaybettiğini, kazayla ilgili savcılık soruşturmasında alınan ve Devran ın asli kusurlu olduğunu bildiren bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, meydana gelen kazada murisin bir kusuru bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile kusuru olduğu kabul edilse dahi davacılar 3. kişi konumunda olduklarından destekten yoksun kalma tazminatından davalı sigortanın sorumluluğu bulunduğunu belirterek, 6100 Sayılı Yasa’nın 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre, şimdilik anne ... için 500,00 TL ve baba ... için de 500,00 TL olmak üzere toplamda; 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı ...Ş.'den tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında taleplerini yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın 20.05.2014/2015 döneminde sigortalı olduğunu, poliçede azami limitin 268.000,00 TL olarak belirlendiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumluluk bulunabileceğini, kusur durumunun ATK raporu ile tespiti gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile dava öncesi müvekkili şirkete yapılan bir başvuru bulunmadığından dava tarihinden itibaren faiz sorumluluğu bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı ... şirketinin sigortaladığı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusurunun bulunmaması, kazada tamamen davacıların küçük çocuğunun kusurlu olması nedeniyle, davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.02.2021 tarih ve E.2016/52, K.2021/38 sayılı kararının HMK'nun 353/1-b.2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, bu suretle;
1) Davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine,
2) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 80,70 TL harcın peşin harç, ıslah harcı ve tamamlama harçları toplamı 542,19 TL den mahsubu ile fazaldan alınan 461,49 TL'nin yatırana iadesine,
3) Maddi tazminat davası yönünden; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan (20.11.2021 tarihinde resmi gazatede yayımlanarak yürülüğe giren) AAÜT uyarınca 5.100 TL maktu vekâlet üretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
4) Manevi tazminat davası yönünden, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan (20.11.2021 tarihinde resmi gazatede yayımlanarak yürülüğe giren) AAÜT uyarınca 5.100,00 TL maktu vekâlet üretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde müvekkillerinin murisinin kusuru olmadığını, alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, ayrıca sigorta şirketinin kusursuz sorumluluğu gereği de tazminata hükmedilmesi gerektiğini, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacılar tarafından dava dilekçesinde sadece maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmasına karşın, Bölge Adliye Mahkemesi'nce davacılar aleyhine maddi ve manevi tazminatın reddi nedeniyle ayrı ayrı olmak üzere 2 kez vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 370.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının (4) numaralı bendinin hüküm kısmından çıkartılmasına, kararın bu şekliyle davacılar yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.