Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.09.2017 tarihinde davacının yolcusu olduğu otomobilin, sigortasız traktöre ön tarafından çarpması neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada traktör sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, nitekim ... tarafından teklif edilen tazminat miktarının ödenmediğini, davacının dava şartı olan zorunlu arabuluculuk müessesine başvurduğunu ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını belirterek ileride artırılmak üzere HMK'nın 107. maddesi gereğince 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 100,00 TL geçiçi iş göremezlik tazminatının, 100,00 TL geçici bakıcı giderinin, 50,00 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile taleplerini 288.140,40 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurumun davacıya ödemede bulunarak üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini ve davacının tüm zararının karşılandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 175.783,36 TL sürekli iş göremezlik, 5.639,82 TL geçici iş göremezlik, 7.888,86 TL bakıcı gideri ve 3.150,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 192.462,04 TL'nin 06.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 211.490,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 6.444,00 TL geçici iş göremezlik, 9.015,00 TL bakıcı gideri ve 3.600,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 230.549,00 TL'nin 06.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; artan maluliyet iddiası nedeni ile başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacının dava dilekçesinde kendisini %7 maluliyet oranı ile sınırlamışken talep aşılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olmadığını, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, bakıcı gideri tazminatının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, fiilen bakıcı tutulduğunun ispatı gerektiğini, tedavi gideri tazminatının reddi gerektiğini, fahiş belirlendiğini, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faiz yönteminin uygulanması gerektiğini, kazaya karışan araç işletilme halinde olmadığından sorumluluklarının bulunmadığını, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, faiz talebinin haksız olduğunu, müşterek ve müteselsil sorumluluk istemi ile dava açılmamasına rağmen müştereken ve müteselsilen hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davanın ... A.Ş.'ye ihbarı gerektiğini, müterafik kusur indiriminden sonra güncel ödeme düşülmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, ZMSS poliçesi ile teminat altına alınmayan traktörün karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri talebine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya ... Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01.06.2015 tarihinden sonra da Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Eldeki davada kaza, 12.09.2017 tarihinde meydana gelmiştir.
Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3.Davalı, dava tarihinden önce dava konusu kaza nedeniyle davacıya ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra düşülmesi gerektiğini iddia etmiştir.
O hâlde; öncelikle ödeme tarihi itibarıyla yapılan ödemenin yeterli olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bunun için ödeme tarihindeki veriler (ödeme tarihindeki asgari ücret vs.) dikkate alınarak tazminatın belirlenmesi, bulunan tutardan koşulları varsa hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle gerekli indirimler yapıldıktan sonra ortaya çıkan miktar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak ödemenin yeterli olup olmadığının araştırılması; ödeme yeterli ise davacının bakiye zararı kalmadığından davanın reddine karar verilmesi, ödeme yetersiz ise karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminatın hesaplanması, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince hesap raporunun düzenlendiği tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmak suretiyle hesaplanan tutardan önce müterafik kusur indirimi yapılarak en son olarak davalı tarafından yapılan ödeme mahsup edilip bakiye zarar yönünden talebin kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.