Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.05.2018 tarihinde davalı ... şirketi tarafından sigortalanmış aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza sonrasında davacının malul kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 400,00 TL geçici iş göremezlik, 4.500,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL bakıcı gideri ve 1.336,00 TL adli tıp rapor ücreti olmak üzere toplam 6.336,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile istemini 260.707,88 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigortalı aracın poliçe değişikliği nedeni ile zeyiledilerek primlerinin iade edildiğini, poliçenin 29.05.2018 başlangıç tarihli olduğunu, kaza tarihinin ise 09.05.2018 olduğunu, bu nedenle kaza tarihi itibarıyla aracın kendileri tarafından sigortalı olmadığını, öncelikle davacının maluliyetinin tespiti gerektiğini, araç sürücüsünün 1.73 promil alkollü olduğunu, davacının yaralanma şekline bakıldığında emniyet kemerinin takılı olmadığının anlaşıldığını, bu nedenle müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini, dava sonunda tazminata hükmedilecek olması halinde rücu hakkı doğacağından davanın araç sürücüsüne ihbarının talep edildiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderinin poliçe teminat kapsamında olmadığını, aracın aile kullanımında olduğunun açık olması nedeni ile avans faizi talebinin reddi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava açılmadan önce soruşturma aşamasında davacı tarafından karşı araç sürücüsünden talep edilen edim olmaksızın uzlaşma sağlandığı, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrasına göre davacının maddi tazminat davası açma hakkı bulunmadığı gibi açılmış davadan da feragat etmiş sayılacağı düzenlemesi gereğince bu feragatın müteselsil sorumlu olan davalı ... şirketine de sirayet edeceğinin kabulü gerektiğinden davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tarafların edimsiz olarak uzlaştıklarını ve araç sürücüsünün cezalandırılmaması için insani nedenler ile uzlaştığını, uzlaşma formunun matbu bir form olduğunu, içindeki maddelerde tarafların uzlaşması halinde suç nedeniyle maddi tazminat davası açılamayacağı ve açılmış dava var ise feragat etmiş sayılacağı yazılı ise de bu durumun uzlaşmanın hukuki sonuçlarının anlatıldığı anlamına gelmeyeceğini, uzlaşma halinde işleten ve sigorta şirketine karşı da dava açılamayacağının açıkça anlatılması gerektiğini, uzlaşma formunda bu hususta bir açıklık bulunmadığını, tarafların edimsiz uzlaşmaları halinde tazminat davası açabileceklerini, yetersiz ve ayrıntısız uzlaşma esas alınarak, müvekkili hakkında davanın reddine karar verilmesinin haksız olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaptığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun uğradığı sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
Davacı vekili, davalıya sigortalı araç sürücüsünün tek taraflı kazası sonucu araçta yolcu durumda olan müvekkilinin yaralanıp malul kaldığını beyanla sürekli iş göremezlik tazminatı isteminde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince dava konusu eylem nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasında tarafların uzlaştığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
18.10.2023 tarihli ve 32343 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43... /141 Karar sayılı kararı ile 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
14.11.2024 tarihli ve 32722 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin başına“Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz” ibaresi eklenmiştir.
Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, yukarıda açıklanan iptal hükmü ve 14.11.2024 tarihli ve 32722 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle yapılan yasal düzenleme uyarınca davacının talebinin değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.

1. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.