Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkili davacının davalı işverenin devraldığı ... Su Ürünleri 'nde 16.10.2006 tarihinde işe başladığını, davalı tarafın şirketi devraldığı 23.01.2008 tarihinden sonra işyerinde 28.02.2014 tarihine kadar düzenli ve kesintisiz olarak “servis şoförü ve satın alma sorumlusu, araç bakım ve tamirat görevlisi” olarak çalıştığını, net 1.608,00 TL ücret ile çalıştığını 1.125,00 TL ücretin bankaya yatırıldığını 483,00 TL ücretin ise elden ödendiğini, ....20-19.30 saatleri arası çalıştığını, izinlerin kullandırılmadığını, ... bayram genel tatil günleri çalıştığı ve fazla çalışma yapıldığı halde karşılığının ödenmediğini, emeklilik sebebi ile ayrıldığını 24.03.2014 tarihinde 8.428,16 TL kıdem tazminatının ödendiğini ileri sürerek eksik ödeme sebebi ile bakiye kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili ise davacı iddialarının asılsız olduğunu ve taleplerinin yasal dayanağı bulunmadığını, davacının kıdeme esas yazısını Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvurarak aldığı ve 26.02.2014 tarihinde kendisinin beyan ettiği üzere teslim etmesi üzerine kıdem tazminatının hesaplanarak 24.03.2014 tarihinde hesabına yatırılğp ödendiğini, resmi kayıtlar ve imzalı bordrolar ile sabit olduğu üzere 1.105,29 TL net ücret ile çalıştığını, mesainin ise 08.30-18.30 arası olduğunu, mesai dışında çalışmasını gerektirir durum bulunmadığını, alacakların zamanaşımına uğradığını, işyerinde resmi tatil ve bayram günleri ile hafta sonu çalışma yapılmadığını savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre ve özellikle davalının temyiz talebinin nispi harç süresinde yatırılmadığı için 25.05.2016 tarihinde mahkemece reddine karar verildiği ve bu kararın davalı tarafça temyiz edilmemesi üzerine, davacı temyiz nedenlerine göre, davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı ... Kanunu'nda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir ... karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
... sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. ... sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında ... sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunu'nun 323. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. ... sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, ... sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Kanun'un 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı ... sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanun'un 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır.
Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanun'un 8. ve 37. maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, ... sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, ... yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, ... sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı ..., işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı ... bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, ... sözleşmesinin sona erdiği 28.02.2014 tarihine kadar servis şoförü ve satın alma sorumlusu, araç bakım ve tamirat görevlisi olarak çalışan davacı net 1.608,00 TL ücret aldığını, 1.125,00 TL ücretin bankaya yatırıldığını kalan 483,00 TL ücretin ise elden ödendiğini iddia etmiştir. Davacı ile 2008-2010 yılları arası birlikte çalışan davacı tanığı ..., davacının aldığını ücretin 1.000,00 TL den fazla olduğunu ancak ne kadar aldığını tam bilmediğini beyan etmiştir. Diğer davacı tanığı ... ise 2011 Ekim ve 2012 yılı arasında birlikte çalıştıklarını, ne kadar ücret aldığını bilmediğini maaşların elden ödendiğini ifade etmiştir. Davalı tanıklarından ..., 2009 yılından beri çalıştığını, davacının ne kadar ücret aldığını bilemediğini ancak 1.100,00-1.200,00 TL olduğunu tahmin ettiğini belirtmiştir. Davalı tanığı ... ise 17 yıldan bu yana çalıştığını, davacı için "sanıyorum net 1.600,00 civarı ücret alıyordu" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Dosya içeriğinde 2013 yılı Haziran -Aralık ayı ile 2014 yılı Ocak ayı imzalı bordroların 1.400,00 TL brüt ücret üzerinden düzenlendiği anlaşılmaktadır.
... Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanlığı, servis şoförünün piyasa araştırmasına göre aylık asgari ücret aldığının tespit edildiğini, bunun dışınadik farklılıkların şoför ve işveren arasındaki anlaşmaya göre değişmekte olduğunu bildirmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; imzalı ücret bordroları ile davalı ...'nın "sanyorum net 1.600,00 TL civarında ücret alıyordu" beyanını destekler başkaca delil bulunmadığı belirtilerek davalı savunması doğrultusunda en son net 1.105,29 TL net, 1.546,... TL brüt ücret ile Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları doğrultusunda 05.02.2008-28.02.2014 tarihleri arası 6 yıl 23 gün çalıştığı kabulüne göre yapılan hesaplamalar mahkemece kabul edilmiştir. İşyerindeki kayıtlar, davacı iddiası, davalı savunması, husumetli olmayan davacı tanığın ücretin elden ödendiği beyanı ile özellikle 17 yıldır aynı işyerinde çalışan davalının kendi tanığı ... tarafından davacının iddia ettiği ücret ile çalıştığını doğruladığı gözönüne alınarak tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, davacının kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği ve yaptığı ... dikkate alındığında ücretin davacı iddiası gibi değerlendirilerek gerekirse ek rapor alınmak sureti ile isteklerin hüküm altına alınması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.