Dolandırıcılık suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmü, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığa atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın olay tarihinde katılanı arayarak kendisini başkomiser olarak tanıttığı, katılana KCK sanığı olan birisinin bankadaki parasını çekeceğini belirtip adli emanet hesabı olduğunu söyleyerek belirttiği hesaba 30.000 TL para göndertmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın savunması, katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin, hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 158/1 maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmasına rağmen, suç tarihinde bu hükmün yürürlükte bulunmaması nedeniyle, sanık lehine olan TCK'nın 157/1 maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin mahkumiyet yönünde kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın arkadaş kurbanı olduğu, hakkında verilen cezanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 09/06/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.