Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2018 tarihli ve 2017/423 Esas, 2018/982 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 inci maddesinin birinci fıkrası, 62,50 ve 52 inci maddeleri uyarınca uyarınca 9.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 18.06.2019 tarihli ve 2019/268 Esas, 2019/4354 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

Katılan vekili, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğunu, sanığın cezalandırılması gerektiğini ve verilen beraat hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.10.2012 tarihli ve 2011/8-335 Esas, 2012/1804 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve keyfiyetin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği nazara alındığında; dosya içerisinde bulunan "çek" üzerinde Heyetçe yapılan gözlemde, sonradan ilave edilen "Ankara" ibaresinde, renk, eğim, boyut ve çekteki diğer yazılarla arasında farklılık bulunduğu belirlendiği, dolayısıyla çekin aldatıcılık niteliğinin bulunmadığının anlaşılması karşısında; sonucu itibarıyla doğru olan beraat hükmünde hukuka aykırılık bulunmamış, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin yukarıdaki tarih ve sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.04.2025 tarihinde karar verildi