Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Tüm dosya kapsamının incelenmesinde, kolluk görevlilerince yapılan çalışmalarda kargo aracılığıyla kaçak sigara geleceği bilgisi üzerine, kargo şubesine gidilerek kargo alıcısının beklenilmeye başlandığı, sanığın bir adet koliyi teslim alıp kargo şubesinden ayrıldığı sırada, kolluk görevlilerince sanığın yanına gidilerek kolinin içinde ne olduğu sorulduğunda sanığın koliyi açarak kaçak sigaraları kolluk görevlilerine teslim etmesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanık ve kaçak eşya konusunda mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmaması karşısında, somut olayda yapılan aramanın usul ve yasaya aykırı olduğu, usulsüz arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, Anayasa'nın 38/2. fıkrası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 206/2- (a), 217/2. ve 230/1. maddesi gereği hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı, sanığın atılı suça ilişkin inkârı karşısında sanığın mahkûmiyetini gerektirir nitelikte dosyada başkaca delil de bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın atılı kaçakçılık suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 09.04.2025 tarihinde karar verildi.