1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların maliki ve kiracısı olduğu işyerinin sıhhi tesisat borusunun patlamasıyla akan suların müvekkili şirkete işyeri sigorta poliçesi ile sigortalı olan alt kattaki işyerine sirayet etmesi sonucunda sigortalı işyerinin hasarlandığını, sigortalıya ödenen hasar bedelinden 3.922 TL’nin davalı ...'ın üçüncü şahıs malî sorumluluk sigortasınca haricen tahsil edildiğini ileri sürerek bakiye hasar bedeli olan 6.848 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:

5. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin kiralayan diğer davalı ...’ın kiracı konumunda olduğunu, işyerinin davalıya hasarsız teslim edildiğini, olağan dışı kullanım sonucu oluşan hasardan kiralayan olan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

6. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; mülk sahibi olan diğer davalının hasardan sorumlu olması gerektiğini, hasar binanın ve boruların eksik olmasından kaynaklandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

7. Adana 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.06.2014 tarihli ve 2012/854 E., 2014/320 K. sayılı kararı ile; davalı ...'ın kullanımındaki asıl maliki Özilhan Yatırım A.Ş.'ye ait işyerindeki su borusunun patlaması veya musluğun açık kalması nedeniyle alt katta bulunan davacıya sigortalı işyerinin hasar gördüğü, 10.770 TL olan hasar miktarından 3.922 TL'lik kısmının ...'ın sigortacısı tarafından ödendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, 6.848 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

9. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.04.2017 tarihli ve 2014/20083 E., 2017/4045 K. sayılı kararı ile;
“…1-Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E.37, K.9, RG.3.7.1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticarî dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.
Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nun “Sulh hukuk mahkemelerinin görevi” başlığı altındaki 4. maddesinde de “(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini görevlendirdiği davaları, görürler.” hükmüne yer verilmiştir. Görev kamu düzenine ilişkin olup re'sen dikkate alınmalıdır.
Somut olayda, davacı ... şirketinin sigortalısının mahkemedeki beyanında alt kattaki zarar gören işyerinde kiracı olarak bulunduğu ve dosya içerisindeki tapu kayıtlarından davalı ...Ş.'nin "Altında 68 dükkanı olan ve 2 katlı kargir otel ve pasaj" şeklinde tüm binanın tek maliki olduğu anlaşılmış olup davalıdan rücuen tazminat talebinin nedeninin kira ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlük tarihinden sonra açıldığı ve yukarıda belirtilen yasa hükmüne göre kira ilişkisine dayalı uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre davalı ...Ş. Vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.

10. Adana 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli ve 2017/358 E., 2017/482 K. sayılı kararı ile; davacı ... şirketinin sigortalısı olan zarar gören ile davalı şirket arasında zarar görenin işyeri ile ilgili kira ilişkisinin mevcut olduğu, ancak taraflar arasında kira ilişkisi olmasının tek başına uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığı sonucunu doğuramayacağı, sigortalının zararının kendi işyerinden kaynaklanmadığı, sigortalının işyerinin üst katındaki bağımsız bölümün yani diğer davalının kiracı olarak kullandığı yerin sıhhi tesisat borusunun patlaması nedeniyle suyun tavan derz aralarından alt kattaki zarar gören sigortalının işyerine sızmasından kaynaklandığı, davalı şirketin zarar görene karşı zarar veren üst katın maliki sıfatıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 69/a maddesi kapsamında yapı maliki olarak sorumlu olduğu, sorumluluk haksız fiilden doğduğundan zararı ödeyen davacı ... şirketinin kullanıcı ve yapı malikine karşı açacağı rücuen tazminat davasında mahkemenin görevli olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:

11. Direnme kararı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

12. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; eldeki dava bakımından görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi mi yoksa asliye hukuk mahkemesi mi olduğu noktasında toplanmaktadır.

13. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle ilgili yasal kavramların ve ilgili kanun maddelerinin incelenmesi gerekmektedir.

14. Sigortacının hâlefiyeti kavramı zarar sigortalarında, sigortalının, uğradığı bir zarar dolayısıyla sigorta sözleşmesinden doğan sigorta tazminatı talep hakkı yanında herhangi bir sebeple üçüncü şahsa karşı tazminat hakkına da sahip olması durumunda, sigortalının tazminat talep hakkının, sigorta tazminatı ödenmek suretiyle kısmen veya tamamen tazmin eden sigortacıya ödediği sigorta tazminatı oranında intikalini ifade etmektedir [Yazıcıoğlu, Emine: Mal Sigortalarında Sigortacının Kanuni Halefiyetine İlişkin Bazı Hususlar, Sigorta Hukuku Sempozyumları Kitabı, İstanbul 2018, s. 483].

15. Davanın açıldığı ve ödemenin yapıldığı tarihte yürürlükte olup somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 1301. (6102 sayılı TTK’nın 1472/1.) maddesine göre; sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 05.02.2019 tarihli ve 2017/17-1088 E., 2019/65 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.

16. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.3.1944 tarihli ve 1939/37 E., 1944/9 K. ve 17.01.1972 tarihli ve 1970/2 E.,1972/1 K. sayılı kararlarında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmakta iken, 31.03.1954 tarihli ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ise sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanuni halefi olacağı belirtilmiştir.

17. O hâlde bu tür davalarda görevli mahkeme sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre belirlenmelidir.

18. Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde dosyada mevcut tapu kayıtlarından davalı ...Ş.'nin "Altında 68 dükkanı olan ve 2 katlı kargir otel ve pasaj" şeklinde tüm binanın tek maliki olduğu anlaşılmıştır. Ancak sigortalının zararı kendisinin kiracı olarak bulunduğu işyerinden kaynaklanmayıp, diğer davalının kiracı olarak kullandığı bağımsız bölümün sıhhi tesisat borusunun patlaması nedeniyle akan suyun tavan derz aralıklarından sigortalının dairesine sızması sonucu oluşmuştur. Bir başka deyişle; her ne kadar sigortalı ile davalı ...Ş. arasında kira ilişkisi bulunmakta ise de; zararın kaynağı ve talebin dayanağı kira ilişkisinden değil haksız fiilden kaynaklanmakta olup, dolayısıyla anılan davalının bina maliki sıfatı ile sorumluluğu tartışılacaktır.

19. Bu nedenle somut olayda, zararı ödeyen davacı ... şirketinin kullanıcı ve yapı malikine karşı açacağı rücuen tazminat davasında asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen direnme kararı yerindedir.

20. Ne var ki, bozma nedenine göre sair yönlere ilişkin temyiz incelemesi yapılmadığı anlaşıldığından bu yönden inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

Açıklanan nedenlerle;
Direnme uygun olup davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 10.03.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.