SUÇLAR: Hakaret, tehdit
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca hüküm açıklanabilmesi için, usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir kararın bulunmasının gerektiği, ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin 27/05/2014 tarihli, 2013/924 esas ve 2014/707 karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın sanığın yüzüne karşı verildiği ancak kanun yolu bildiriminde itiraz süresinin ''tefhim'' yerine ''tefhim ve tebliğ'' tarihinden itibaren başlayacağı belirtilerek kanun yolunda yanılgılı uygulamaya yol açıldığı, kararın da sanığa tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği bu sebeple denetim süresinin de başlamayacağının anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04/10/2018 tarihli ve 2017/8-952 esas, 2018/403 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de, bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmadığı cihetle, Yerel Mahkemece verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkumiyet kararının da dava zamanaşımını kesmeyeceği ve bu nedenle dava zamanaşımını kesen son işlemin, sanığın sorgusunun olduğu anlaşıldığından, sanığın 03/04/2014 tarihli sorgusuna göre, TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının gerçekleşmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ...’in temyiz nedenleri yerinde görülmekle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak, başkaca yönleri incelenmeyen HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle, TCK'nın 66/1-e. 66/2. ve CMK'nın 223/8. maddeleri gözetilerek DÜŞMESİNE, 08/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.