İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz isteminin reddine dair ek Karar ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine ilişkin asıl Kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesine eklenen 5. fıkra ile avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2. maddesinin uygulanmayacağı hükmünün getirildiği ayrıca 7343 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'a eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24. madde ile de anılan Kanun'un 59/5. maddesinin, bu tarihten itibaren 15 gün içinde talep etmek koşuluyla avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 15.07.2020 tarihinden önce verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da uygulanmasına olanak sağlandığı, bu itibarla sanık müdafiinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik incelemeye konu 04.03.2021 tarihli temyiz isteminin 1136 sayılı Kanun'un geçici 24. maddesindeki 15 günlük süre içinde yapılmış talep olduğunun Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde düzenlenen hâk arama özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak kabulü gerektiği ayrıca sanığın 17.03.2021 tarihli dilekçesiyle yasal süresinde ek Karara karşı temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince verilen 04.03.2021 tarihli temyiz talebinin reddine ilişkin ek Kararın kaldırılmasına ve esasın incelenmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hâk ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.10.2017 tarihli ve 2016/454 Esas, 2017/292 sayılı Kararı ile sanığın ihmâli davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2 ve 62. maddeleri gereği 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi gereği ertelenmesine hükmolunmuştur.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 25.06.2018 tarihli ve 2018/286 Esas, 2018/1408 sayılı Kararı ile katılan vekili ile sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-c maddesi gereğince 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğu bakımından hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
7343 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'a eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24. madde ile anılan Kanun'un 59/5. maddesinin, bu tarihten itibaren 15 gün içinde talep etmek koşuluyla avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 15.07.2020 tarihinden önce verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da uygulanmasına olanak sağlandığına, bu doğrultuda temyiz başvurusunun kabulüne ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.06.2008 tarihli ve 2008/149 Esas, 2008/163 sayılı Kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarındaki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hâkim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu, ancak; hükmün gerekçe kısmında, " .... Geçmişte kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunmayan sanığın yargılama sürecinden ve dosya kapsamından anlaşılan kişilik özellikleri göz önüne alındığında, hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hâlinde geri bırakmanın sanığın ileride yeniden suç işlemekten çekinmesine olumlu katkı sağlayacağı yolunda Mahkememize yeterli kanaat gelmiş olmakla CMK'nın 231/5-6. maddesi uyarınca sanık hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ..." şeklindeki gerekçeyle 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin kabul edildiği belirtildiği hâlde, bu kez hüküm kısmında "... Sanığın geçmişi, sabıkasız oluşu göz önüne alınarak cezasının ertelenmesi durumunda tekrar suç işlemeyeceği hususunda Mahkememizde olumlu kanaat oluştuğundan hakkında TCK'nun 51. maddesi uygulanarak sanığın cezasının ertelenmesine,..." şeklindeki gerekçeyle sanık hakkında verilen cezanın 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilerek çelişkiye neden olunması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e madde-fıkra ve bendindeki hâk ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanması sırasında hak yoksunluğunun "hükmolunan ceza miktarının yarısından az olamayacağı" cihetle, sanığın 1 ay 8 gün süreyle 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e maddesindeki hâk ve yetkileri kullanmasının yasaklanması yerine 1 ay 7 gün süreyle bu hâk ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına hükmolunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2025 tarihinde karar verildi.