Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Temyizin kapsamına göre Bakırköy 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve 2014/176 Esas, 2016/707 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan
beraat kararı verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 10.05.2017 tarihli ve 2017/290 Esas, 2017/1062 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan... Kiralama A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle duruşma açılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 280/2 maddesi uyarınca hükmün kaldırılarak sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 155/2, 62/1,50,51,52 ve 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay erteli hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3.Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 24.06.2020 tarihli ve 2020/2431 Esas, 2020/6561 Karar sayılı Kararı ile uzlaştırma kurumunun uygulanması için bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozma üzerine uzlaşmanın sağlanamaması nedeniyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla tekrar hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın 5237 sayılı Kanun'un 155/2, 62/1,50,51,52 ve 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay erteli hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Katılan vekilinin temyizi; sanık hakkındaki hükmün ertelenmeyerek üst hadden ceza tertip olunması gerektiğine ilişkindir.
1.Suç tarihinin feshe ilişkin ihtarnamenin sanığa tebliğinden itibaren geçerli olmak üzere verilen 60 günlük süre ile bu süreyi takip eden 5 günlük sürenin sona erdiği 06.06.2013 tarihi olduğu belirlenmiştir.
2.Bozmaya uyularak yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Bakırköy 15. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.04.2025 tarihinde karar verildi.