Mahkûmiyet

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;

1.Mahkemece, sanık hakkında soruşturma aşamasında gerçekleşen etkin pişmanlık nedeniyle cezasından indirim yapılırken 5237 sayılı Kanun’un 168/1. maddesi gereğince uygulanan etkin pişmanlık indirim oranının aynı maddenin ikinci fıkrasındaki sınırlama nedeniyle 1/2'den fazla ve 2/3'üne kadar (2/3 dahil) olması gerektiği gözetilmeden, 1/2 oranında indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,

2. Sanık hakkında kurulan ilk hüküm yönünden adli para cezası bulunmaması nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan hapis cezasının yanında verilen adli para cezasına da CMUK'nin 326/son maddesine yanlış anlam verilerek ve hüküm bölünerek hükmedilmemesi,

3. Gerekçeli karar başlığında suç adının "Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık" yerine, "Elde veya üstte taşınan eşyayı özel beceri ile almak suretiyle hırsızlık" olarak gösterilmesi,

Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2025 tarihinde karar verildi.