Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar ve prim alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.12.2012 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat ... ... ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalıya ait ... yerinde 14.01.2000-....08.2010 tarihleri arasında çalıştığını, ... sözleşmesinin emeklilik sebebi ile sona erdiğini, fesih sonrasında işveren tarafından kıdem tazminatı, yıllık izin ücret alacağı ve Ağustos ayı ücreti ödenmiş ise de, aylık brüt 3.479,00 TL ücret ile çalışmasına rağmen kıdem tazminatının 2.517,01 TL brüt ücret üzerinden hesaplandığını, kendisine ödenen bedeller yönünden vekili aracılığı ile feragatname ve ibraname verdiğini ise de verilen bu belgelerin ödenen miktarlar yönünde geçerli olduğunu, ayrıca ... yerinde yılda dört ikramiye ile bir aylık prim ödenmesi yönünde ... yeri uygulaması bulunduğu, 2007,2008,2009 yıllarına ait ikramiye alacağı ile, 2008 yılına ait prim alacağının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı fark alacağı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının vekili tarafından imzalanan feragatname ve ibraname ile, kıdem tazminatı ve ikramiye ikramiye alacağı dahil tüm işçilik haklarından feragat ettiğini, 2008 yılı Haziran ayı ikramiyesinin eksiksiz ödendiğini, Eylül ve Aralık aylarında yarımşar maaş tutarında ikramiye ödemesi yapıldıktan sonra bu uygulamanın kaldırıldığını, davacının bu ikramiyenin kaldırılmasına ilişkin yeni ... yeri uygulamasına itiraz etmemiş olması nedeni ile ikramiye alacağı talebinde bulunamayacağını, ayrıca ... yerinde yılda bir defa bir aylık ücret tutarında prim ödenmesi yönünde bir ... yeri uygulaması bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı vekili tarafından imzalanan 20.08.2010 tarihli feragatname ile ücret, ikramiye ücreti, kıdem tazminatı, resmi ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin ücreti alacakları ilgili olan tüm haklardan feragat edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı süresi içerisinde davacı taraf temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İbra sözleşmesi, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olup, kabul edilen Kanun'un 132. maddesi “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” hükmünü getirmiştir. İbranameyle ilgili olarak diğer önemli bir düzenleme ise 6098 sayılı Kanun'un 420. maddesinde yer almıştır. Sözü edilen hükme göre, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.
Ancak yukarıda sözü edilen bu hükümler 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun yürürlükte olmadığı bir dönem da düzenlenen ibranamenin geçerliliği sorunu, Yargıtay'ın ibraname konusunda yerleşmiş uygulamaları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir
Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır. Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede, irade fesadı haller ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır
İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir. Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir.
Somut olayda, davalı işveren tarafından ibraz edilen 20.08.2010 tarihli feragatname ve ibraname ile, davacının çalışmış olduğu süreye ilişkin olarak dava konusu ikramiye ve kıdem tazminatı alacaklarından feragat edildiği ve işverenin bu alacaklar yönünden ibra edildiği görülmektedir.
... yerinde, yılda bir defa işverenin belirlediği miktarlarda prim ödemesi yapılması yönünüde uygulama bulunduğu davacı ve davalı tanık anlatımları ile sabittir. Davacıya 2009 yılı için prim ödemesi yapıldığını gösterir delil ibraz edilmemiştir. İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. 20.08.2010 tarihli -3-
ibraname ve feragatnamede prim alacağının ödendiğine ilişkin ibare bulunmadığından bu alacak yönünden davalının ibra edildiği kabul edilemez. Bu talep yönünden davanını kabulü gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir .
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 900,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.12.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.