Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, ilave tediye, ücret ile kötüniyet tazminatı ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, davacı işçinin ... sözleşmesinin siyasi ve sendikal nedenle feshedildiğini, işçilik alacaklarının işveren tarafından ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, aylık ücret alacağı, yıllık izin, fazla çalışma ücret ve ilave tediye alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin küçük bir belediye olduğunu, borç batağında bulunduğunu, aşırı sayıda istihdam edilen işçilerin ücretlerini ve sosyal haklarını ödeyemediğini, bu nedenlerle bir kısım işçilerle birlikte davacı işçinin de ... sözleşmesinin ihbar öneli verilerek sonlandırıldığını, yerine yeni işçi alımı yapılmadığını, işçinin kıdem tazminatı alacağının ödeneceğini, dava dilekçesinde belirtilen sair haklarının ise bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının ... sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı işçinin Toplu ... Sözleşmesi hükümlerinden yararlanıp yararlanmadığını, ihbar tazminatına ve kötüniyet tazminatına hak kazanıp kazanmadığını, kıdem tazminatı, yıllık izin ve ilave tediye alacaklarının miktarları noktalarında toplanmaktadır.
Eldeki davaya uygulanacak, 2822 sayılı Toplu ... Sözleşmesi Grev Ve Lokavt Kanunu'nun 9/2. maddesine göre Toplu ... Sözleşmesinden sendika üyesi işçilerin yararlanabilmesi için, imza tarihinde de çalışması gerekir. Ancak Toplu ... Sözleşmesinde, yürürlük başlangıç tarihinden sonra ve imzadan önce ... sözleşmesi feshedilen işçilerin yararlanacaklarına dair bir hüküm varsa o takdirde işçinin toplu ... sözleşmesi hükümlerinden yararlandırılması gerekecektir.
Somut olayda, davacı işçinin ... sözleşmesi, davalı işverence, 19.....2009 tarihli önelli fesih bildirimi ile ihbar öneli bitimi olan, 31.07.2009 tarihinde sonlandırılmıştır. ... yerinde ilk kez imzalanacak olan toplu ... sözleşmesinin görüşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlanması üzerine, davacının üyesi olduğu Genel-... Sendikasınca 11.08.2009 tarihinde Yüksek Hakem ./..

Kurulu'na başvurulduğu, Yüksek Hakem Kurulu'nun 13.10.2009 tarih, 2009/158 esas 2009/178 karar sayılı kararıyla, Toplu ... Sözleşmesinin düzenlenerek, kabul edildiği anlaşılmaktadır. Toplu ... Sözleşmesinin 46. maddesinde ise, sözleşmenin 01.07.2009 tarihinde tüm hükümleri ile yürürlüğe girmek ve 30.....2011 tarihinde sona ermek üzere iki yıl süreli olduğu kabul edilmiştir. Davacı işçinin ... sözleşmesi 31.07.2009 tarihi itibariyle sonlandırılmış olduğundan, Toplu ... Sözleşmesinin imza tarihi sayılan 13.10.2009 tarihinde, işçi ... yerinde çalışmamaktadır. Toplu ... Sözleşmesinde ise, sözleşmenin yürürlük başlangıç tarihinden sonra ve fakat imzadan önce ... sözleşmesi feshedilen işçilerin yararlanacaklarına dair ayrık bir hükme de yer verilmemiş olmasına göre, davacı işçi Toplu ... Sözleşmesi hükümlerinden yararlanamaz. Mahkemece aksinin kabulüyle sonuca gidilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. Mahkemece, işçinin Toplu ... sözleşmesinden yararlandığının kabulü sonuca göre miktarları ve işletilecek faiz cins ve oranları farklılık gösteren, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacakları bozma doğrultusunda yeniden değerlendirilerek bir sonuca gidilmesi gereklidir.

3-İhbar tazminatı, belirsiz süreli ... sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle ... sözleşmesinin Kanun'un 24 ve 25 inci maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17 nci maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir.
Somut olayda, yukarıda ayrıntısı açıklandığı üzere, davacı işçi Toplu ... Sözleşmesi hükümlerinden yararlanamayacağından, işçinin çalışma süresine göre, 4857 sayılı ... Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca ihbar önelinin altı hafta olduğu, işverence ihbar öneli süresine uyularak, ... sözleşmesinin feshedildiği anlaşıldığından, davacı işçinin ihbar tazminatı talebinin reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

4-Belirsiz süreli ... sözleşmesinin taraflarca ihbar öneli tanınmak suretiyle ya da ihbar tazminatı ödenerek her zaman feshi mümkün ise de, bu hakkın da her hak gibi Medeni Kanunun 2 nci maddesi uyarınca dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına uygun biçimde kullanılması gerekir. Aksi takdirde fesih hakkının kötüye kullanılmış olduğundan söz edilir.
Fesih hakkını kötüye kullanan işveren, 4857 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi uyarınca, bildirim sürelerine ait ücretin üç katı tutarında tazminat ödemek zorundadır. Bahsi geçen tazminata uygulamada kötüniyet tazminatı denilmektedir.
Kötüniyet tazminatına hak kazanma koşulları ve tazminat miktarının hesaplanması açısından, 4857 sayılı Kanun'da önemli değişiklikler öngörülmüştür. Kanun'un 17 nci maddesinin altıncı fıkrasının açık hükmü gereğince, ... güvencesi kapsamında olan işçiler yönünden kötüniyet tazminatına hak kazanılması mümkün değildir.
1475 sayılı Kanun'da, “işçinin sendikaya üye olması, şikâyete başvurması” gibi sebepler ileri sürülerek ... sözleşmesinin sonlandırılması, kötüniyetin varlığı açısından örnekseme biçiminde sayıldığı halde, 4857 sayılı Kanun'da genel anlamda fesih hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmiştir. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, işçinin işvereni şikâyet etmesi, aleyhine dava açması veya tanıklık yapması nedenlerine bağlı fesihlerin kötüniyete dayandığı kabul edilmelidir.
... sözleşmesinin kötüniyetle feshedildiğini iddia eden tarafın bu hususu delillerle kanıtlaması gerekir.
Somut olayda, davacı tarafça ... sözleşmesinin siyasi ve sendikal nedenlerle feshedildiği iddia edilerek kötüniyet tazminatı talep edilmiş, Mahkemece, üçüncü bilirkişi raporu mütalaası doğrultusunda ... sözleşmesinin siyasi saiklerle sona erdirildiği kabul edilerek, ihbar tazminatının üç katı tutarında kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir. Ne var ki, davacı fesihte, işverenin kötüniyetli olduğunu kanıtlamış değildir. Davalı işveren küçük bir belde belediyesi olup, fesih tarihi itibariyle davacıyla birlikte 9 işçinin ekonomik nedenlerle işten çıkartıldığı, anılan tarihte 8 işçinin çalışmaya devam ettiği ve tümünün sendikalı olduğu, fesih tarihinden sonra ise yeni işçi alımı yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hal ./..

böyleyken soyut davacı tanık beyanlarına itibar edilerek, davacının kötüniyet tazminatı hak ettiğinin kabulü hatalıdır. Anılan nedenle, kötüniyet tazminatı talebinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması, bozmayı gerektirmiştir.
5-6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkındaki Kanun hükümleri ile, kanun kapsamındaki kurumlar, ilave tediye alacağının kapsamı, yararlanacaklar, yararlanma şartları, miktar ve ödeme zamanı düzenlenmiştir.
6772 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, kanun kapsamındaki işyerlerinde çalışan işçilere ücret sistemleri ne olursa olsun her yıl için birer aylık ücret tutarında ilave tediye ücreti ödeneceği belirtilmiştir. Kanunun 3. maddesinde, işçilere her yıl için birer aylık (yeraltında çalışan işçilere her yıl için ikişer aylık) ilave tediye dışında, birer aylık ücret istihkaklarını geçmemek üzere Bakanlar Kurulu kararı ile aynı oranda bir ilave tediye ödemesi yapılabileceği belirtilmiştir.
Kanunun 4. maddesine göre, ilave tediye alacağının ödeme zamanını, Bakanlar Kurulu belirler. Bakanlar Kurulunun kararı ile ilave tediye alacağı muaccel hale gelir. İlave tediye alacağına esas ücretin tespitinde, ödeme yapılması kararlaştırılan tarihteki ücretin dikkate alınması gerekir. Aylık olarak bu alacağın hesaplanmasında, fazla mesai, evlilik, çocuk zamları veya primleri, ayni yardımlar, hafta ve genel tatil ücretleri gibi esas ücrete dahil olan ödemeler dikkate alınmaz. Bu düzenleme nedeni ile ilave tediye alacağının bir ay için 26 gün üzerinden hesaplanması gerekir.
İlave tediye alacağından sigorta primleri kesilmez. Ancak 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 80/c ve 105. maddeleri uyarınca ücretin eki niteliğindeki bu ödeme, 1.10.2008 tarihinden itibaren sigorta prim kesintisine tabidir.
İlave tediye alacağı, ödeme tarihinde işçinin işinden ayrılmış olup olmadığına bakılmaksızın hak edilen yıl içinde o yerde veya aynı idare, teşekkül ve müesseseye ait muhtelif yerlerde geçmiş olan hizmetlerinin toplamı oranında ve son çalıştığı yerde ödenir, işçi tam yıl çalışmamış ise, ilave tediye o yıl için kıstelyevm esasına göre hesaplanıp ödenecektir.
İşçinin ilave tediye alacağına, esas olacak çalışma süresinin hesaplanmasında ... sözleşmesinin devamı müddetine rastlayan yasal ve idari izinler, hastalık izinleri, hafta tatili ile ulusal, ... ve genel tatil günleri, çalışılmış gibi hesaba katılır.
Somut olayda, davacı işçinin 6772 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ilave tediye ödemesine hak kazandığı ve işverence çalışma süresi boyunca ilave tediye ödemesi yapılmadığı anlaşılmakla birlikte, mahkemece esas alınan üçüncü bilirkişi raporunda, ilave tediye alacağının hangi yöntemle hesaplandığı açıkça gösterilmeden, sonuç rakam belirtilmiştir. Mahkemece denetime elverişli olmayan rapor sonucuna itibar edilmesi hatalı olmuştur. Dosya içeriğindeki, ilk ve ikinci bilirkişi raporları da birbirleriyle çelişkili haldedir. Mahkemece, yukarıda anlatılan esaslar doğrultusunda, ilave tediye alacağı hakkında, denetime elverişli şekilde alacak miktarı yeniden hesaplattırılarak, çelişkinin giderilmesiyle bir sonuca varılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.