İstinaf başvurusunun esastan reddi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1)Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2018 tarihli ve 2017/92 Esas, 2018/230 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2. maddesi uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 27.11.2020 tarihli ve 2019/2069 Esas, 2020/1571 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi; iddianamedeki suç tarihinin hatalı olup maddi hatanın düzeltilmesi gerektiğine, sanık hakkında zararı karşılamasına rağmen soyut gerekçelerle talebin reddedilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmediğine, gerekçesiz olarak TCK'nın 62. maddesi gereği cezada indirim uygulanmadığına, bu durumun esastan bozma sebebi olduğuna ilişkindir.
1)Sanığın oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eylemine uyan ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu anlaşılmıştır.
2)Suç tarihi ile inceleme günü arasında, durma süreleri nazara alındığında dahi ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği dikkate alınarak kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,09.04.2025 tarihinde karar verildi.