İstinaf başvurusunun kabulü ile; 5271 sayılı Kanunun 280/1.maddesi uyarınca kararın kaldırılması sonucu verilen mahkumiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraatine ilişkin kararın katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1,50/4, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 18.150,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz sebepleri; cezanın az olduğuna, hapis cezası verilmesi gerektiğine, aksi kanaat olunması hakinde daha yüksek miktardan paraya çevrilmesi talebine ilişkindir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; raporlarda belirtilen kusur oranlarının ceza yargılamasına ilişkin olmadığına, kazanın oluşunda sanığın kusuru olmadığına, suçun manevi unsurunun oluşmadığına, işi götürü usulü diğer temyiz dışı sanığa verdiğine, mahkumiyet kararı yerinde olmadığı gibi cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmemesine, CMK'nın 231. maddesinin uygulanmamasına, hapis cezasının adli para cezasına çevrilirken alt sınırdan ayrılarak 30 TL üzerinden hesaplama yapılmasına ilişkindir.

1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; her ne kadar sanık ...'nın mağdur ...'e karşı TCK madde 85/1 uyarınca taksirle öldürme suçundan cezalandırılması talep edilmiş ve mağdurun ... İnşaat isimli iş yerinde asansör boşluğunda beşinci katta çalışırken düşerek öldüğü, sanığın bu inşaat firmasının sahibi olduğu iddia edilmiş ise de, bahse konu inşaatın sanık tarafından yaptırıldığı, sanığın bu yerdeki asansör işi için temyiz dışı diğer sanık ...'ın yetkilisi olduğu ... Asansör isimli firma ile anlaştığı, mağdurun asansör boşluğundan düşerek öldüğünün anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi raporlarında işveren olarak sanığın kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku ile Tazminat Hukukuna ilişkin sorumluluk hali ile taksire dayalı ceza sorumluluğu hallerinin farklı hususlar olduğu, bu itibarla CMK'nın 63. ve 67. maddeleri dikkate alınarak bu raporların teknik kısımlar dışındaki kısımların esasa etkili olmadığı, sanığın, ölenin bu yerde çalışmasından haberdar dahi olmadığı, ölenin kendi işçisi de olmadığı, ölenin çalıştığı işin "asansör işi" olduğu, sanığın bu işi diğer sanığa verdiği, dolayısıyla bu iş kapsamında çalışan ölenin eyleminden sanığın doğrudan bilgisinin bulunmadığı, bu yerde çalıştığından dahi haberi olmayan sanığın, mağdurun düşmesi sonucu ölebileceği neticesini öngörmesinin objektif olarak kendisinden beklenilmeyeceği, sonuç itibariyle mağdurun ölümü neticesiyle bahse konu inşaatın müteahhidi olan sanık ve iş ve sosyal güvenlik hukuku kapsamındaki sorumlulukları arasında nedensellik bağının bulunmadığı, dolayısıyla sanığın meydana gelen netice bakımından herhangi bir taksirinin bulunmadığı anlaşıldığından CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan yargılama neticesinde; sanık ...' nın müteahhidi olduğu altı katlı bina inşaatının asansör montaj işlerinin temyiz dışı sanık ... tarafından üstlenildiği, olay günü arkadaşı olan ...'a yardım için inşaata gelen mağdur ...'in asansör montaj işinde çalıştığı sırada üzerinde bulunduğu asansör kuyusundaki bastığı kalasın kırılması sonucu yüksekten düşerek öldüğü olayda gerek soruşturma aşamasında aldırılan bilirkişi raporunda, gerekse kovuşturma aşamasında aldırılan bilirkişi heyet raporlarında ölenin tali, temyiz dışı sanık ...'ın asli, sanık ...'ın tali oranda kusurlu olduğunun bildirildiği, bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, sanık ...' ın kontrol ve gözetim görevini layıkı ile yerine getirmediğinden, sanığa kusur atfeden bilirkişi raporları olayın oluş şekline uygun görülüp, bu nedenle sanık hakkında yerel mahkemece verilen beraat kararı dosya kapsamına ve hakkaniyete aykırı bulunarak kaldırılmış ve sanığın TCK'nın 85/1. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Büyükçekmece 11. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2025 tarihinde karar verildi.