Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Tefecilik suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin vekili marifetiyle 27.02.2017 havale tarihli dilekçe ile katılma talebinde bulunduğu halde bu talebinin karara bağlanmaması, kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmü temyiz etmesi karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237/2. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasına katılan olarak KABULÜNE karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığın üzerine atılı tefecilik suçunun suç tarihine nazaran lehe olan 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun'un 241/1. madde ve fıkrasında öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 19.06.2012 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği, zamanaşımını kesen başkaca bir sebebin de bulunmadığı anlaşıldığından hükmün 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
5. Ceza Dairesi - E. 2021/8142 - K. 2025/5220
Yargıtay Kararı
Künye Bilgileri
| Daire | 5. Ceza Dairesi |
| Esas No | 2021/8142 |
| Karar No | 2025/5220 |
| Karar Tarihi | 09.04.2025 |
Karar Metni
"İçtihat Metni"
HÜKÜM
Beraat